KOMÜNYON (BİRLİK- BİRLİKTELİK)
(fr. communion, it. comunione, ing. communion, alm. Abendmahl [Efkaristia])
Efkaristiya komünyonu, Komünyon – Rab’bin Sofrası ve Efkaristiya, Rab ile, her türlü ifadeyi aşan bir yakınlığa ve gerçekçiliğe dayanan bir ilişki içinde oluşunun kesinliğini ortaya koyan hareketlerden biridir. Bu olayın çevirisi sözlükte yer almaktadır: Eski Antlaşma’da bunu belirtmek için ayrı bir terim yoksa da grekçe koinonia sözcüğü, Yeni Antlaşma’da, bir hristiyanın İsa tarafından bildirilmiş olan gerçek Allah ile ilişkilerini ve hristiyanların kendi aralarındaki ilişkiyi ifade eder.
Uluhiyetle bir iman arayışı insana yabancı değildir: onda, kendini Allah’a bağlamak için bir istek şeklindeki din, çok defa, tanrının müminlerle besinlerini paylaşmasına vesile olduğu kabul edilen kurbanlarla veya kutsal yemeklerle kendini gösterir yani Komünyon – Rab’bin Sofrası ve Efkaristiya. Öte yandan, antlaşma yemekleri, insanlar arasında kardeşlik ve dostluk bağlarını güçlendirmek amacını güderler. Her ne kadar, bizim tek aracımız olan Mesih İsa’dan başkasının bu isteği yerine getirmesi mümkün değilse de, Eski Antlaşma, Vücut bulmadan (İncarnation- Enkarnasyon) önceki katedilmesi imkânsız mesafeleri kıskançlıkla muhafaza etmekle beraber, yine de onun gerçekleşmesini hazırlamaktadır.
ESKİ ANTLAŞMA
YAHUDİ İBADETİ
Allah’la komünyona girmek ihtiyacını aksettirmektedir. Bu, özellikle, “barış“, yani mutluluk kurbanı adı verilen kurban merasimlerinde kendini belli etmekte olup bu merasimlerde kurbanın bir kısmı onu sunan kimseye ait olmaktadır: bu parçayı yemekle o kimse Allah’ın sofrasına kabul edilmiş olmaktadır. Bu nedenle bir çok çeviri ona “komünyon kurbanı” adını verir (Lev. 3), Gerçekte, hiç bir zaman Eski Antlaşma açıkça Allah’la komünyondan sözetmekte olmayıp, sadece “Allah huzurunda” yenen yemeklerden bahsetmektedir (Çık. 18, 12; 24, 11).
ANTLAŞMA
Eğer Allah halkına gerçek bir değiş tokuş ve müşterek yaşam şekli teklif etmemiş olsa idi, bu ihtiyaç bir rüya olarak kalırdı: Antlaşma ile, Yahve İsrail’in varlığını üstüne almakta, onun menfaatlerini benimsemekte (Çık. 23, 22), bir karşılaşmayı arzu etmekte (Amos 3, 2) ve onun kalbini kazanmaya çalışmaktadır (Hoş. 2, 16). Antlaşmanın etkenliğini oluşturan bu komünyon tasarısı, Allah’ın teşşebbüsü çevresinde yaptığı hazırlıklarda kendini açığa vurmaktadır: Musa ile olan uzun konuşmaları (Çık. 19, 20-25; 24, 12-18), içinde onunla buluştuğu “Toplantı Çadırı“nın ismi (Çık. 33, 7-11).
YASA
Antlaşmanın senedi olan, Yasa’nın amacı Allah’ın tepkilerini İsrail’e öğretmektir (Yas. 24, 18; Lev. 19, 2). Yasa’ya itaat etmek, onun kurallarıyla kendine çeki düzen vermek, Allah’ı bulmak ve onunla birleşmektir (Mzm. 119); bunun tersine, Allah’ı sevmek ve onu aramak, onun emirlerine uymak demektir (Yas. 10, 12).
DUA
Antlaşmaya sadakat içinde yaşayan İsrail’li, duanın iki temel şeklinde, daha da içten bir şekilde Allah’la buluşmaktadır: ilahi harikalar karşısında içten gelen bir hayranlık ve sevinç coşkusu içinde, ki bu kutsamayı, övgüyü ve şükretmeyi doğurur; ve Allah’ın huzuru peşinde (Mzm. 42, 25; 63, 26), ölümün bile bozamayacağı bir buluşmanın peşinde (Mzm. 16, 9; 49, 16; 73, 24), tutkulu bir yakarış içinde bulunur.
HALK ARASINDA KALPLERİN KOMÜNYONU
Antlaşma’nın ürünüdür: Aile, klan, aşiret içindeki doğal dayanışma, İsrail’i bir araya toplayan Allah’ın hizmetinde düşünce ve yaşam ortaklığı haline gelmektedir. Bu kurtarıcı Allah’a sadık kalmak için, İsrail’li, vatandaşı olan kimseyi “kardeşi” saymak (Yas. 22, 14; 23, 20) ve en yoksul olanlara yardım severliğini bol bol göstermek zorundadır (Yas. 24, 19). Kahinsel geleneklerin litürjik meclisi, aynı zamanda, ilahi kaderine doğru ilerleyen ulusal bir cemaatte (Say. 1, 16; 20, 6-11; I. Tar. 13, 2), “Yahve’nin cemaatini” ve “bütün İsrail cemaatini” (I. Tar. 15, 3) oluşturmaktadır.
YENİ ANTLAŞMA
Mesih’te, Allah’la komünyon bir realite olmaktadır; bütün insanlarda müşterek olan durumu, zayıflığı içinde, paylaşarak (İbr. 2,14), Mesih İsa onlara ilahi tabiata katılmayı bahşetmiştir (II. Pet. 1, 4).
KİLİSE’DE RAB İLE YAŞANAN KOMÜNYON
Aleni hayatının başından itibaren, İsa, kendisinin öğretim ve merhamet misyonuna sıkı sıkıya bağlı olmalarını istediği oniki arkadaş (havari) seçer (Mk. 3, 14; 6, 7-13). Arkadaşlarının ona layık olabilmeleri için kendisinin acılarını paylaşmaları gerektiğini belirtir (Mk. 8, 34-37; Mt. 20, 22; Yuh. 12, 24 ; 15, 18). O gerçekten Mesih, halkıyla bir beden olan Kraldır. Aynı zamanda sevginin iki buyruğunun temel teşkil eden birliğini belirtir (Mt. 22, 37).
İlk hristiyanların kardeşçe birlikleri, onların Rab İsa’ya olan müşterek imanlarından, hep birlikte onu taklid etmek arzularından, onların, zorunlu olarak birbirlerini sevmeleri neticesini hasıl eden, İsa’ya olan sevgilerinden doğmaktadır: onların “tek bir kalpleri ve tek bir ruhları” vardı (Hab. İş. 4, 32). Onların arasındaki bu komünyon her şeyden önce ekmeğin bölünmesinde gerçekleşir (Hab. İş. 2, 42); Kudüs Kilisesi içinde, mallardan müştereken yararlanılmasıyla (Hab. İş. 4, 32; 5, 11), daha sonra, paganizmden gelmiş cemaatlerle Kudüs arasında, Pavlus’un tavsiye ettiği, yardım toplama işi ile (II. Kor. 8 9;Rom. 12, 13) kendini gösterir. İncil’i vazedenlere yapılan maddi yardım, ona manevi bir şükran borcu karakterini vermek suretiyle bu komünyonu özel bir şekilde gözler önüne sermektedir (Gal. 6, 6; Fil. 2, 25). Birlikte maruz kalınmış zulümler kalplerin birliğini doğurmaktadır (II. Kor. 1, 7; İbr. 10, 33; I. Pet. 4, 13), tıpkı İncil’in duyurulmasında payı olmanın yaptığı gibi (Fil.1, 5).
BU KOMÜNYONUN ANLAMI
a) Aziz Pavlus’a göre, iman ve vaftiz ile Mesih’e bağlanan mümin onun gizemlerine katılır. Mesih ile günaha ölü olan hristiyan onunla yeni bir hayatta dirilmektedir ( 6, 3; Ef. 2, 5); acıları, kendi ölümü onu Rabbin çektiği ızdıraplara, ölümüne ve dirilişine benzer kılmaktadır (II. Kor. 4, 14; Rom. 8, 17; Fil. 3, 10; I. Sel. 4. 14). Mesih’in efkaristiya Bedenine katılma (1. Kor. 10, 16) hem “Oğul’la komünyonu” (1. Kor 1, 9), hem de Bedenin uzuvlarının birliğini gerçekleştirmektedir (1. Kor 10, 17). Bütün hristiyanlara Kutsal Ruh’un bağışlanması onlar arasında içten bir komünyon yaratmaktadır (2. Kor. 13, 13; Fil. 2, 1). Bu yüzden Komünyon – Rab’bin Sofrası ve Efkaristiya birbiriyle alakalı Kutsal terimlerdir.
b) Aziz Yuhanna’ya göre, “Hayat Kelamı”nın haberini alan şakirtler onun tanıkları (Havariler) ile ve onlar aracılığı ile, İsa ile ve Peder ile komünyona girerler ( Yu. 1, 3; 2, 24). Neticede, aralarında birleşmiş olan hristiyanlar, Peder ve Oğul’un birbirinde ve bir oldukları gibi, Peder’in ve Oğul’un sevgisinde durmaktadırlar (Yuh. 14, 20; 15, 4. 7; 17, 20-23; 1. Yu. 4, 12). İsa’nın emirlerine uyulması, bu sürekli komünyon arzusunun hakiki belirtisidir (Yuh. 14, 21; 15, 10); Kutsal Ruh’un kudreti bunu gerçekleştirmekte (Yuh. 14, 17; 1. Yu. 2, 27; 3, 24; 4,13) ve efkaristiya ekmeği onun vazgeçilmez gıdasını oluşturmaktadır (Yuh. 6, 56).
Böylece hristiyan, her insan kalbinin rüyası, İsrail’in ümidi olan ebedi sevinci önceden tatmaktadır: Rabbin görkemine hissedar olarak (I. Pet. 5, 1), “Daima, Rab ile beraber olmak” (1. Sel. 4, 17;Yuh. 17, 24).

