PEYGAMBERLİK (Yeni Antlaşma)

YENİ ANTLAŞMA

I. KEHANETLERİN GERÇEKLEŞMESİ

Yeni Antlaşma, Eski Antlaşma’nın vaatlerini gerçekleştirdiğinin bilincindedir. Biri ile diğeri arasında, peygamberliğin bir özetlemesi durumunda olan Yeşaya’nın Kitabı ve özellikle Hizmetkarın İlahileri, gerçekleşme ile biçimini bildiren, ayrıcalıklı bir halka gibidir. Bu nedenle İnciller, gerçekleşen kurtuluşa gösterilen fena kabulü tasvir eden metinleri ondan almaktadırlar (Yşa: 6, 9, Mt. 13, 14 ; Yuh, 12, 39 ; Hab. İş. 28, 26 ; Yşa: 53, 1;Rom. 10, 16; Yuh. 12, 38; Yşa: 65, 2; Rom. 10, 21) .
Gerçekten Yeni Antlaşma, İsa’nın yaşamının Kutsal Yazıları gerçekleştiren özel taraflarını memnuniyetle belirtiyorsa da, bu keyfiyet, “bütün peygamberler“in (Hab.İş. 3, 18-24; Lk. 24, 27) gizemlerin esası: Istırap ve Diriliş ile dünya çapında uygunluğunu unutturmamalıdır: birincisi yalnız başına birçok defa kehanetlerin konusu olarak zikredilmiştir (Mt. 26, 54-56; Hab. İş. 3, 18; 13, 27); ve daha sık olarak ikisi birlikte zikredilmişlerdir. İncillerin kaleme alınışında uygulanmaya konulmuş olan, Emmaus’un yorum dersi, Mesih’in gizemini bildirmek söz konusu olan hallerde diğer kitaplarda yer yer kullanılan deyimleri bir araya toplamaktadır: “peygamberler”, “Musa ve bütün peygamberler”, “bütün Kutsal Yazılar”, “Musa’nın Yasası, Peygamberler ve Mezmurlar” (Lk. 42, 25. 27. 44; Hab. İş. 2, 30; 26, 22; 28, 23; Rom. 1, 2; 1. Pet. 1, 11; 2. Pet. 3, 2). Bütün Eski Antlaşma, Yeni Antlaşma’nın bir kehaneti, bir “profetik yazı” (kehanet yazısı) halini almaktadır (2. Pet. 1, 19)

II. YENİ İLAHİ DÜZENDE (ECONOMİA DİVİNA) PEYGAMBERLİK

İsa’nın çevresinde

İsa, Zekeriya (Lk. 1, 67), Şimon (Lk. 2, 25), kadın peygamber Anna (Lk. 2,36) ve hepsinin üstünde, Vaftizci Yahya tarafından temsil edilen, sözcük yerinde ise, bir peygamberler ağı ortasında meydana çıkar. Peygamberlik ile onun konusu, Mesih arasındaki farkı hissettirebilmek için Yahya’nın mevcudiyeti gerekiyordu. Herkes Yahya’ya bir peygamber olarak bakar. Gerçekten, eskinin peygamberleri gibi, o da Yasa’ya, yaşanan mevcudiyetin deyimleriyle tercüman olur (Mt. 14, 4; Lk. 3, 11-14 ). Öfkenin ve kurtuluşun çok yakın olduğunu haber verir (Mt. 3, 2. 8) . Özellikle, tanınmadan burada olan Kimseyi peygamberlik yoluyla teşhis eder ve onu gösterir (Yuh. 1, 26. 31). Onunla, bütün peygamberler İsa’ya tanıklık ederler: “Yahya’ya kadar bütün peygamberler ve Yasa kehanette bulunmuşlardır” (Mt. 11, 13; Lk. 16, 16).

Mesih İsa

Her ne kadar Mesih İsa’nın davranışları Vaftizci’nin davranışlarından açıkça farklı olsa da (Mt. 9, 14) bunda
pek çok peygamberce taraf görülmektedir; “zamanın belirtileri”nin içeriğini açıklamakta (Mt. 16, 2) ve onların sonunu haber vermektedir (Mt. 24-25). Kabul edilmiş değerler karşısındaki tutumu peygamberlerin eleştirisi yolundadır: anahtara sahip olup da girmeye izin vermeyenlere sertlik (Lk. 11, 52) ; dini ikiyüzlülüğe karşı öfke (Mt. 15, 7; Yşa: 29, 13); Yahudilerin övündükleri İbrahim’in oğlu sıfatını tartışma konusu etmek (Yuh. 8, 39; 9, 28) ; ana hatlarının fark edilmesi güçleşmiş hale gelmiş bulunan, karışmış bir manevi mirası aydınlığa kavuşturmak; Mabedin paklanması (Mk. 11, 15: 56, 7; Yer. 7, 11) ve maddi tapınağın yıkılmasından sonra mükemmel bir ibadetin haberi (Yuh. 2, 16; Zek. 14, 21) . Nihayet, onu özellikle eski zamanın peygamberlerine bağlayan bir nokta olarak, mesajının reddolunduğunu (Mt. 23, 13) , peygamberleri öldürmüş olan o Yeruşalim tarafından kaldırılıp atıldığını (Mt. 23, 37; 1. Sel. 2, 15) görür. Ölümü yaklaşınca, bunu bildirir, anlamını açıklar ve Yeruşalim’ in peygamberi olduğunu ilan eder. Bu suretle kendi kaderinin efendisi olarak kaldığını, Kutsal Yazılarda ifade edilmiş bulunan Peder’inin tasarısını gerçekleştirmek için, onu kabul ettiğini gösterir.
Mucizevi belirtilerin eşlik ettiği bu tür durumların karşısında, halkın kendiliğinden İsa’ya, bazı hallerde Kutsal Yazılarda haber verilen tam anlamda Peygamberi ifade eden (Yuh. 1, 21; 6, 14; 7, 40) peygamber unvanını vermesi anlaşılır hal almaktadır (Mt. 16, 14; Lk. 7, 16; Yuh. 4, 19; 9, 17). İsa’nın kendisi bu unvanı ancak geçici olarak kullanmaktadır (Mt. 13, 57) ve bu, yeni doğan Kilisenin düşüncesinde az yer tutacaktır (Hab. İş. 3, 22; Lk. 24, 19). Çünkü İsa’nın kişiliği peygamberlik geleneğinin her bakımdan dışına taşmaktadır: o Mesih’tir, Allah’ın Hizmetkar’ıdır, İnsan Oğlu ’dur. Peder’inden aldığı yetki aynı zamanda tamamen kendisinindir: bu, Oğul’un yetkisidir ve onu bütün peygamberler kuşağının üstüne yerleştirmektedir (İbr. 1, 1). O, sözlerini almıştır, fakat o, nihayet Yuhanna’nın söyleyeceği gibi, beden olmuş Allah’ın Sözüdür (Yuh. 1, 14). Gerçekten, hangi peygamber kendini gerçeğin ve yaşamın kaynağı olarak tanıtabilirdi? Peygamberler: “Yahve diyor ki” demektedirler. İsa: “Doğrusu, doğrusu, size söylüyorum ki” demektedir. Demek ki onun misyonu ve kişiliği ayrı düzeyde bulunur.

Hristiyanlıkta peygamberlik gerçeğini görüyoruz.

“Peygamberler bir gün kaybolacaklardır”, diye açıklıyor Pavlus (1. Kor. 13, 8). Fakat bu, zamanların sonunda olacaktır. Mesih’in bu dünyaya gelişi, peygamberlik karizmasını ortadan kaldırmak şöyle dursun, aksine onun, önceden bildirilmiş bulunan, genişlemesine neden olmuştur. “Keşke bütün kavim peygamber olsa idi!” diye temenni etmektedir Musa (Say. 11, 29). Yoel de bu temenninin “son zamanlar”da gerçekleştiğini görmekte idi (Yoel 3, 14). Pentekost gününde, Petrus bu kehanetin gerçekleştiğini bildirir: İsa’nın Ruh’u her beden üzerine saçılmıştır; görüntü ve peygamberlik Allah’ın yeni kavminde ortak şeyler olmuşlardır. Kehanet karizması apostolik Kilisede gerçekten sık görülür olmuştur (Hab. İş. 11, 27 ; 13, 1; 21, 10 ). Kurmuş olduğu Kiliselerde Pavlus onun değersiz sayılmamasını ister (1. Sel. 5, 20). Ona diller armağanının üzerinde yer verir (1. Kor. 14, 15); fakat yine de onun sırayla ve cemaatin iyiliği için kullanılmasına önem verir (1.Kor 14, 29-32).

Yeni Antlaşma’nın peygamberi, Eski Antlaşma’nın peygamberi gibi, tek fonksiyonu geleceği söylemek olan bir kimse değildir: o, “inşa etmekte, teşvik etmekte, teselli etmektedir” (14, 3), bunlar vaaz etmek ile yakından ilişkili fonksiyonlardır. Apokalips bölümünün kahin yazarı, tıpkı eski peygamberlerin yaptıkları gibi, yedi kiliseye ne olduklarını açıklamakla başlamaktadır (Ap. 2-3). Kendisi de diğer peygamberlerin kontrolüne (1. Kor. 14, 32) ve otoritenin emirlerine tabi olan peygamber ne cemaati kendisine çağırmak (12, 4-11), ne de Kiliseyi yönetmek iddiasında bulunabilir. Sonuna kadar, hakiki peygamberlik, ruhların sağduyusu sayesinde, tanınabilir olarak kalacaktır. Eski Antlaşma’dan itibaren  Yasa’nın Tekrarı peygamberler doktrininde onların ilahi misyonlarının hakiki işaretini görmemiş midir (Yas. 13, 26) ? Bugün de yine böyledir. Çünkü peygamberlik apostolik devirle kaybolmayacaktır. Aziz Pavlus tarafından konmuş kurallara tabi olarak kalan, peygamberlik karizmasına başvurmadan Kilisenin pek çok azizinin misyonunu anlamak zor olacaktır.

Scroll to Top