İMAN
İmanın bir örneği olan İbrahim’in imanı
YENİ ANTLAŞMA
I. İSA’NIN DÜŞÜNCESİNDE VE YAŞAMINDA İMANI
Hazırlıklar
İlk kurtuluş haberini alan yoksulların imanı olur (Lk. 1, 46-55). Zekeriya’da eksik yönleri olan (Lk.1,18;Yar. 15, 8), Meryem’de örnek bir hal almış bulunan (Lk. 1, 35- 45; Yar. 18, 14), yavaş yavaş başkaları tarafından paylaşılan (Lk. 12) bu imanın ilahi girişim yönünü, görünüşün alçakgönüllüğünü örtmemektedir. Vaftizci Yahya’ya inananlar da, mağrur ferisiler olmayıp, günahlarının bilincinde yoksullardır (Mt. 21, 23-32). Bu iman, aralarına gelmiş bulunan (Mt.3, 11-17) ve onları kendisine imana doğru yöneten (Hab. İş. 19, 4;Yu. 1, 7) İsa’nın çevresinde, onların haberi olmaksızın, daha şimdiden, toplamaktadır.
İsa’ya ve Onun Sözüne İman
Herkes, ülkenin gelişini ilan eden (Mt. 11, 36: 13, 16-17) İsa’nın sözünü ve mucizelerini “duyabiliyor ve görebiliyor“du (Mt. 13, 13). Fakat “sözü dinlemek” (Mt.11, 15: 13, 19-23) ve onu “yapmak” (Mt. 7, 24-27:Yas. 5, 27), gerçekten görmek, bir kelimeyle: inanmak (Mk. 1, 15; Lk. 8, 12; Yas. 9, 23), bu, şakirtlere has bir şey olmuştur (Lk. 8, 20). Öte yandan Söz ve mucizeler: “Bu kimse kimdir?” (Mk. 4, 41; 6, 16. 14) sorusunu ortaya atıyordu. Bu soru Vaftizci Yahya için bir sınav (Mt. 11, 2), Ferisiler için de bir kötü örnek yani skandal (Mt.12, 22-28;21, 23) olmuştur. Mucizeler için gereken iman (Lk. 7, 50; 8, 48), İsa’nın her şeye kadir oluşunu kabul ederek ona sadece kısmen cevap vermekte idi (Mt. 8, 2; Mk. 9, 22). Gerçek cevabı Petrus vermiştir: “Sen Mesih’sin“ (Mt. 16, 13-16). İsa’ya bu iman, şakirtlerin İsa’nın şahsının gizemini paylaşmasını sağlayarak, bundan böyle onları İsa ile ve birbirleriyle birleştirmektedir (Mt.16, 18-20).
Bir yoksul olan (Mt. 11, 29) ve yoksullara hitap etmiş bulunan (Mt. 5, 2-10;11, 5) İsa’nın çevresinde böylece bir yoksullar, “küçükler” (Mt.10, 42) cemaati oluşur ve onun bağı, her şeyden değerli olan, Ona ve onun sözüne imandır (Mt.18, 6-10). Bu iman Allah’tan gelmektedir ve bir gün uluslarca paylaşılacaktır (Mt.8, 5-13; 12, 38-42). Kehanetler gerçekleşmektedir.
İmanın Mükemmeliyeti
Hizmetkar, İsa, ölüme kadar itaat etmek için (Fil. 2, 7), Kudüs’e doğru yola çıktığında, “yüzünü katılaştırır” (Lk. 9, 51; Yşa: 50, 7). Ölümün karşısında, dirilişle “onu ölümden kurtarabilecek Olana” mutlak bir güven göstererek (İbr. 5, 7) yoksulların “(Lk. 23, 46; Mzm. 31, 6; Mt. 27, 46; Mzm. 22) “imanını mükemmeliyete eriştirir” (İbr. 12, 2).
Ülkenin gizemleri hakkındaki bilgilerine rağmen (Mt. 13, 11), şakirtler, iman içinde, İnsan Oğlunu üzerinde takip edecekleri yola güçlükle girmişlerdir (Mt.16, 21-23). Her türlü kaygıyı ve her türlü korkuyu bertaraf eden güven (Lk. 12, 22-32) onlar için bir alışkanlık haline gelmiş değildi (Mk. 4, 35-41; Mt. 16, 5-12). Bu durumda Istırap sınavı (Mt. 26, 41) onlar için bir skandal olacaktır (Mt. 26, 33). Onların o vakit gördükleri, imandan çok şey istemektedir (Mk. 15, 31). Petrus ‘un imanı bile, kaybolmasa da çünkü İsa onun için dua etmişti (Lk. 22, 32) kendini göstermek cesaretine sahip olmamıştır (Mt. 22, 54-62). Şakirtlerin imanının Kilisenin imanı haline gelmesi için, kesin bir adım daha atması gerekiyordu.
II. KİLİSENİN İMANI
Paskalya İmanı
Bu adım, İsa’nın çeşitli görünmeleri sırasında gösterdikleri birçok tereddütten sonra (Mt. 28, 17; Mk. 16, 11-14; Lk. 24, 11), şakirtlerin İsa’nın Dirilişine inanmaları ile atılmış olur. İsa’nın bütün dedikleri ve yaptıklarının Tanıkları olan (Hab. İş. 10, 39) şakirtler onu, bütün vaatlerin gözle görülmez bir şekilde kendisinde gerçekleştiği “Rab ve Mesih” olarak ilan ederler (Hab. İş. 2, 33-36). Onların imanı şimdi “kana kadar” gitmeye muktedirdir (İbr. 12, 4). Dinleyicilerini, günahlarının bağışlanmasını sağlayarak vaatten yararlanmaları için, bu imanı paylaşmaya çağırırlar (Hab. İş. 2, 38: 10, 43). Kilisenin imanı doğmuştur.
Söze İman
İnanmak, her şeyden önce, tanıkların bu vaazına, İncil’e (Hab. İş. 15, 7; 1. Kor. 15, 2); Söz’e (Hab. İş. 2, 41; Rom. 10, 17; 1. Pet. 2, 8), İsa’nın Rab olduğuna tanıklık ederek (1. Kor. 12, 3; Rom. 10, 9; 1. Yuh. 2, 22), iyi kabul göstermektir. Bu başlangıç mesajı, bir gelenek gibi intikal ederek (1. Kor. 15, 13), zenginleşebilecek ve bir öğreti olarak kesinlik kazanacaktır (1. Tim. 4, 6; 2. Tim. 4, 15): bu beşeri söz, iman için, daima, Allah’ın kendi sözü olacaktır (1. Sel. 2, 13). Ona kabul göstermek, pagan için, putları terk etmek ve yaşayan ve gerçek Allah’a doğru dönmektir (1. Sel. 1, 8), ve herkes için, Rab İsa’nın, Allah’ın tasarısını gerçekleştirdiğini teslim etmektir (Hab. İş. 5, 14; 13, 27-37; 1.Yu. 2, 24). Bu, vaftizi alarak, Peder, Oğul ve Kutsal Ruh’a tanıklık etmektir (Mt. 28, 19).
Bu iman, Pavlus’ un göreceği gibi, anlayışa, Mesih’te bulunan “hikmet ve bilgi hazinelerini” açmaktadır (Kol. 2, 3): beşeri hikmetten çok farklı olan (1. Kor. 1, 17-31;Yak. 2, 15; 3, 13-18;Yşa: 29, 14), Allah’ın, Ruh tarafından açıklanan hikmeti (1. Kor. 2) ve Mesih’in ve onun sevgisinin bilgisi (Fil. 3, 8; Ef. 3, 19; I. Yuh. 3, 16).
İman ve Vaftizlinin Yaşamı
Onu tam olarak kiliseye dahil eden vaftize ve el dokundurmaya kadar iman tarafından yönetilen, Söze inanmış kimse, bu Kilisenin öğretimine, ruhuna, “litürji“sine iştirak eder (Hab. İş. 2, 41-46). Çünkü Allah tasarısını, inananların kurtuluşunu tahakkuk ettirerek, onda gerçekleştirir (Hab. İş. 2, 47; 1. Kor. 1, 18): iman, bu tasarıya itaat içinde gelişir (Hab. İş. 6, 7; 2. Sel. 1, 8) ve Mesih’in yasasına sadık manevi bir yaşamın (Gal. 6, 2; Rom. 8, 2; Yak. 1, 25; 2,12) faaliyeti içinde açılıp yayılır (1. Sel. 1, 3; Yak. 1, 21); kardeş sevgisi ile etkisini gösterir (Gal. 5, 6; Yak. 2, 14-26). “Kendisine inanmış olduğu” Kimseye mutlak bir güven içinde (2. Tim. 1, 12; 4, 17), İsa gibi ölüme karşı koymaya muktedir bir sadakatle mevcudiyetini muhafaza eder (İbr. 12, Hab. İş. 7, 55-60). Söze iman, güvende itaat, işte, kendilerini yitirenleri örneğin heretik’i (1.Tim. 3, 10) kurtulanlardan ayıran, Kilisenin imanı budur (2. Sel. 1, 3-10; 1. Pet. 2, 7: Mk. 16, 16).

III. AZİZ PAVLUS VE İMAN SAYESİNDE KURTULUŞ
İsa için olduğu gibi yeni doğmakta olan Kilise için de, iman Allah’ın bir armağanı idi (Hab. İş. 11, 21; 16, 14;1. Kor, 12, 3). Demek ki, paganlar Mesih İsa’ya iman ettiklerinde “onların yüreklerini imanla paklayan” bizzat Allah idi (Hab. İş. 11, 18; 14, 27; 15, 7). “İnanmış olmaları itibariyle“, inanan Yahudilerle aynı Ruhu alıyorlardı (Hab. İş. 11, 17). Bu nedenle Kiliseye kabul edildiler.
İman ve Yahudi Yasası
Fakat kısa sürede bir problem ortaya çıktı: Bu kimselerin sünnete ve yahudi Yasasına tabi olmaları gerekecek miydi (Hab. İş. 15, 5; Gal. 2, 4)? Sorumlu kişilerle mutabık olarak (Hab. İş. 15, Gal, 2, 36), Pavlus, paganların “yahudileşme“ye zorlanmalarını anlamsız bulmaktadır, çünkü Yahudileri de kurtaran Mesih’e olan imandır (Hab. İş. 15, 11; Gal. 2, 15). Galatyalı Hristiyanları sünnet olmaya zorlamak istedikleri zaman (Gal. 5, 2; 6, 12), Pavlus bunun başka bir İncili duyurmak olduğunu kolaylıkla fark etmiştir (Gal. 1, 69). Bu yeni kriz onun için, kurtuluşun tarihinde Yasa’nın ve imanın rolü üzerinde derinliğine düşünmek yolunda bir fırsat olmuştur.
Âdem’den beri (Rom. 5, 12-21), pagan olsun yahudi olsun, bütün insanlar Allah’ın önünde suçlu durumundadırlar (Rom. 1, 18; 3, 20). Hayat için yapılmış olan Yasa’nın kendisi de günah ve ölüm doğurmaktan başka şey yapmamıştır (Rom. 7, 7-10; Gal. 3, 10-14.19-22). Mesih’in gelişi (Gal. 4, 4) ve ölümü, imanla elde edilen (Gal. 2, 16; Rom. 3, 22; 5, 2) Allah’ın adaletini meydana koyarak (Rom. 3, 21-26; Gal. 2, 19), bu duruma son vermiştir. Demek ki Yasanın rolü son bulmuştur (Gal. 3, 23; 4, 11). Bugün İsa’da gerçekleşen vaat rejimi geçerlidir (Gal. 3, 15-18): İbrahim gibi, hristiyanlar da, Yasa olmaksızın, imanla salih kılınmışlardır (Rom. 4; Gal. 3, 69;Yar. 15, 6; 17, 11). Zaten peygamberlere göre salih, imanla yaşayacaktır (Hab. 2, 4; Gal. 3, 11; Rom. 1, 17), ve İsrail’in bakiyesi sırf Allah tarafından konmuş TAŞ’a imanı ile kurtulacaktır (Yşa. 28, 16; Rom. 9, 33; 10, 11), ki bu da onun uluslara açılmasına imkan veriyordu (Rom. 10, 14-21; 1. Pet. 2, 4-10).
İman ve Lütuf
“İnsan, Yasanın işleri olmaksızın imanla salih sayılır” (Rom. 3, 28; Gal. 2, 16). Pavlus’ un bu iddiası, iman rejimi altında Yasa uygulamalarının yararsızlığını belirtmektedir; fakat daha da derin bir şekilde, kurtuluşun hiç bir zaman bir hak olmayıp, Allah’ın, iman tarafından buyur edilen, bir lütfu olduğu anlamına gelmektedir (Rom. 4, 48). Kuşku yok ki Pavlus imanın, Vaftiz sırasında alınmış olan Ruh’a itaat içinde (Rom.5, 13 -26; Rom. 6; 8, 1- 13) “amel etmesi” gerektiğini bilmiyor değildi (Gal. 5, 6;Yak. 2, 14-26). Fakat müminin “kendi adaleti” dolayısıyla “kendini yüceltmesi” (gurur) mümkün olmadığı gibi, eskiden ferisi Saul’un yaptığı gibi, kendi işlerini dayanak almasının da imkânı olmadığını kuvvetle belirtmektedir (Fil. 3, 4. 9; 2. Kor. 11, 16; 12, 4). Allah önünde “vicdanı onu hiç bir şeyden dolayı kınamıyor” olsa bile (1. Kor. 4, 4), “onda hem istemeye, hem yapmaya etkin olan” Allah’tan başkasına güvenmemektedir (Fil. 2, 13). O halde kurtuluşunu “korku ve titreme içinde” (Fil. 2, 12), fakat aynı zamanda sevinçli bir ümit içinde (Rom. 5, 1-11; 8, 14-39) gerçekleştirmektedir: imanı onu “Mesih İsa’da tezahür etmiş olan sevgi konusunda” teminat vermektedir (Rom. 8, 38: Ef. 3, 19). Pavlus sayesinde, ilk cemaat tarafından yaşanmış olan, paskalya imanı, kendisinin açıkça bilincine varmıştır. İsrail’in imanını etkileyen kirlerden ve sınırlardan kendini kurtarmıştır. Bu iman tam olarak Kilise’nin imanıdır.
IV. VÜCUT BULMUŞ KELAM’A İMAN
Yeni Antlaşma’nın sonunda, Yuhanna ile birlikte, Kilisenin imanı kendi kaynakları üzerinde kendini sorgular. Geleceğe daha iyi karşı durmak içinmiş gibi, ona mükemmeliyetini vermiş Olan’a geri gelir. Yuhanna’nın sözünü ettiği iman, Sinoptik’lerinki ile aynıdır. Bu iman şakirtlerin cemaatini İsa’nın çevresinde toplar (Yuh. 10, 26). Vaftizci Yahya tarafından yönlendirilen (Yuh. 1, 34; 5, 33), bu iman Kenan’da İsa’nın izzetini keşfeder (Yuh. 2, 11). “Onun sözlerini kabul eder” (Yuh. 12, 46) ve “onun sesini dinler” (Yuh. 10, 26; Yas. 4, 30). Kafernahum’da, Petrus’ un ağzından, kendini belli eder (Yuh. 6, 68). Istırap onun için bir sınavdır (Yuh. 14, 1. 28; 3, 14), Diriliş’in kesin objesidir (Yuh. 20, 8. 25-29).
Fakat İncil’in Yuhanna bölümü, Sinoptik’lerden çok daha fazla, imanın İncilidir. Her şeyden önce orada iman açıkça İsa ve onun ilahi İhtişamı üzerine dayanmıştır. İsa’ya (Yuh. 4, 39; 6, 35) ve onun Adına (Yuh.1, 12; 2, 23) inanmak gerektir. Allah’a inanmak ve İsa’ya inanmak, aynı şeydir (Yuh. 12, 44; 14, 1; 8, 24;Çık. 3, 14). Çünkü İsa ve Peder Bir’dirler (Yuh.10, 30;17, 21); bizzat bu birlik iman konusudur (Yuh. 14, 10). İman, İsa’nın izzetinin gözle görülmeyen realitesine, onu açığa vuran çok sayıdaki belirtileri görmeye ihtiyaç duymaksızın ulaşabilmelidir (Yuh. 2, 11; 4, 48; 20, 29). Fakat eğer iman, görmek (Yuh. 2, 23; 11, 45) ve dokunmak (Yuh.20, 27) ihtiyacı duyuyorsa bile, yine de gözle görülemeyenin bilgisi içinde (Yuh. 6, 69; 8, 28) ve onun düşüncesine dalarak (Yuh.1, 14; 11, 40) gelişip serpilmek durumundadır.
Yuhanna ayrıca imanın gözle görülmeyen sonuçlarının güncel karakteri üzerinde ısrar etmektedir. İnanan kimse için, yargı olmayacaktır (Yuh. 5, 24). O şimdiden dirilmiştir (Yuh. 11, 25: 6, 40) ışık içinde yürümektedir (Yuh. 12, 46) ve ebedi hayata sahiptir (Yuh.3, 16; 6, 47). Buna karşı, “inanmayan kimse şimdiden hüküm giymiştir” (Yuh. 3, 8). Bu şekilde iman, ölümle yaşam, ışıkla karanlıklar arasında acil bir tercihin trajik azametini edinmektedir ve bu tercih, onu yapacak olan kimsenin manevi tutumuna bağlı olmasıyla daha da güçleşmektedir (Yuh.3, 19-21).
Yuhanna’nın iman üzerinde, onun kendine has konusu üzerinde, önemi üzerinde bu ısrarı, İncilinin amacı ile izaha kavuşmaktadır: okuyucuları, “İsa’nın Mesih, Allah’ın Oğlu” olduğuna inanarak kendi imanını paylaşmaya (Yuh.20, 31), beden şeklini alan Kelam’a iman ederek Allah’ın çocukları olmaya (Yuh.1, 9-14) sevk etmek. Yuhanna’nın güncel tanıklığı içinde imanın tercihinin yapılması imkan dahilinde kalmaktadır (1. Yuh. 1, 2). Bu iman Kilise’nin geleneksel imanıdır: Bu iman, alınan öğretime sadakat içinde İsa’nın Oğul olduğuna tanıklık etmektedir (1. Yuh 2, 23-27; 5, 1) ve kardeş sevgisi ile canlanan (1. Yuh.4,10; 5, 15), günahsız bir yaşam içinde gelişmelidir (1. Yuh.3, 9). Pavlus gibi (Rom. 8, 31-39; Ef. 3, 19), Yuhanna da bu imanın, Allah’ın insanlara olan sevgisini tanımaya sevk ettiğini düşünmektedir (1. Yuh. 4, 16).
Nihayet, Apokalips, gelmekte olan savaşlar karşısında, müminleri, ölüme kadar, “sabır ve azizlere sadakat göstermeye” (Ap. 13, 10) teşvik etmektedir. Bu sadakatin kaynağında, karşı durulamaz bir şekilde hükümdarlığını tesis eden Allah’ın Kelamı (Ap. 19, 11-16; Hab. İş. 4, 24-30), daima, şunları söyleyebilen Kimseye olan paskalya imanı bulunmaktadır: “Ölü idim ve işte yüzyıllar ve yüzyıllarca diriyim” (Ap. 1, 18).
İman son bulup, “Allah’ı olduğu gibi göreceğimiz” Gün (1. Yuh. 3, 2), demek ki yine Paskalya imanı ilan edilecektir: “Dünyayı yenmiş olan zafer budur, yani imanımızdır” (1.Yuh. 5, 4).
