BARIŞ

BARIŞ

(fr. paix, it. pace, ing. peace, alm. Fiede)

İnsan varlığının derininde barış, huzur ister. Ancak genelde, şiddetle ihtiyaç duyduğu bu şeyin kazanımının doğası hakkında bilinçli değildir; ona ulaşma çabası dahilinde de her zaman Tanrı’nın yollarını takip etmez. Öyleyse kurtuluş tarihi dahilinde gerçek barışa, gerçek huzura dair ihtiyacın nelerden oluştuğunu öğrenmeli, ve Tanrı’nın Mesih İsa aracılığıyla ilan ettiği bu barışın yankılarını, bundan sonra duyabilmelidir.

Bu kelimenin ardında saklı gerçeğin tam anlamını değerlendirebilmemiz için, hem semitik deyişin en tinsel kavrayışında, hem de Yeni Antlaşma tüm Kutsal Kitaplarında bulunan lezzeti hissedilmemiz gerekir.

Barış ve Refah

İbranicedeki “şalom” sözcüğü öyle bir kökten gelir ki kullanımına göre, zarar görmemiş, tam olmak (Ey. 9, 4); evi tamamlamak (1. Kr. 9, 25) ya da herhangi bir şeyi asıl haline göre, önceki haline göre yeniden inşa etmek, eksiği gidermek, örneğin “alacaklıya alacağını vermek” (Çık. 21. 34), Sözü yerine getirmek (Mzm. 50, 14) gibi anlamlara gelir. Öyleyse Kutsal Kitaba göre barış, ne sessiz yaşamı öngören bir “antlaşma”, ne de savaş zamanı deyiminin karşıtı olarak yer eden barış zamanı deyiminde bulunan o kavramdır (Vaiz 3, 8; Ap. 6, 4). Günlük yaşamın gidişatına dair de bir kullanımı vardır; doğa ile uyum içinde yaşayan insanın durumu, kendisiyle ve Tanrı ile barışık olan insanın huzuru. Temelde o kutsamadır, dinginliktir, görkemdir, zenginliktir, kurtuluştur, yaşamdır.

Barış ve Huzur

“Afiyette olmak” ve “barışık olmak” paralel olan iki deyiştir (Mzm. 38, 4). Hal hatır sormak için, birinin iyi olup olmadığını öğrenmek için şöyle bir soru sorulur: “Barışık mıdır?” (2. Sam. 18, 32; Yar. 43, 27). Günlerini dolu dolu yaşayan, uzun bir yaşam süren İbrahim (Yar. 25, 8), barış içinde göçer (Yar. 15, 15; Lk. 2, 29). Daha geniş anlamıyla barış güvenliktir. Gideon tanrısal görünüşün önünde artık korkmayacaktı (Hak. 6, 23; Dan. 10, 19), İsrail, fatih olan Yeşu sayesinde (Yeşu 21, 44; 23, 1), Davut sayesinde (2. Sam. 7, 1) ve Süleyman sayesinde artık düşmanlarına katlanmak zorunda kalmayacaktı (1. Kr. 5, 4; 1. Mak. 22, 9; Sir. 47, 13). Son olarak, barış kardeşçe yaşamın düzenidir, en yakınım, dostum, “benim huzurumdur, barışımdır” (Mzm. 41, 10; Yer. 20, 10); bir antlaşmayla (Say. 25, 12; Sir. 45, 24) ya da bir iyi yakınlık sözleşmesiyle (Yeşu 9, 15; 1. Kr. 5, 26; Lk. 14, 32; Hab. İş. 12, 20) onaylanan karşılıklı güvendir.

Barış ve Kurtuluş

Maddi ya da manevi tüm bu şeyler selam vermekte ve barış dilemekte içerilmiştir, (Arapça selamaleykum); selam kelimesi, “iyi günler” ve “iyi akşamlar” dilemek için, konuşma zamanlarında (Yar. 26, 29; II. Sam. 18, 29), mektuplarda (Dan. 3, 98; Filem. 3) kullanılır.

Şimdi, eğer selamet ve huzur dilemek ya da konuğa bunlara dair sorular sormak uygun ise (2. Kr. 9, 18), bunun sebebi barış ya da huzurun bir tür galibiyet ya da başarılı savunma sayılmasıdır; o bir düşmana karşı kazanılan bir zaferdir. Gideon ile Ahab, barış içinde yani muzaffer olarak savaştan dönmeyi umarlar (Hak. 8, 8; 1. Kr. 22, 27). Yine aynı şekilde, keşfin sonunda başarı (Hak. 18, 5), Hanna’nın sağlık bulması (1. Sam. 1, 17), yaralarının iyileşmesi umulur (Yer. 6, 14; Yşa: 57, 18). Ve son olarak, insanla Tanrı arasındaki birliği simgeleyen “barış kurbanları” (salutaris hostia) sunulur (Lev. 3, 1).

Barış ve Adalet

Barış, öyleyse, kötünün karşıtı olan iyiliktir (Özd. 12, 20; Mzm. 28, 3;Mzm. 34, 15). “Kötü ile barış yok” (Yşa: 48, 22); öte yandan, “Adil adamı seyredin: çünkü barış adamının gelecek kuşakları olacaktır” (Mzm. 37, 37); “alçakgönüllü olanlar dünyayı miras alacaklar ve selamet bolluğunda lezzet bulacaklardır” (Mzm. 37, 11;Özd. 3, 2). Barış adalete bağışlanmış iyiliklerin toplamıdır: verimli toprağa sahip olmak, karnı doyurmak, güvenle uyumak, düşmanlara karşı kazanılan zafer, çoğalmak; ve bunların hepsi tek bir kelimede çünkü Tanrı bizimledir (Lev. 26, 1-13). Barış, öyleyse, sadece savaşın karşıtı olmak bir yana, mutluluğun mükemmel biçimidir.

II. BARIŞ, TANRI’NIN ARMAĞANI

Eğer barış adaletin simgesi ve meyvesi ise, kötü olanlar nasıl olur da barış içinde yaşarlar (Mzm. 73, 3)? Bu kederli sorunun yanıtı kurtuluş tarihi boyunca verilecektir: başta dünyevi bir mutluluk olarak ortaya çıkan barış, tanrısal kökeni sebebiyle yavaş yavaş tinsel bir nitelik kazanmaya başlar.

Barışın Tanrısı

Kutsal Kitap’ın başlangıcında Gideon “Yahve Şalom”a bir tapınak inşa etti. (Hak. 6, 24). Göklere hükmeden Tanrı (Ey. 5, 2), aslında barış yaratabilir (Yşa: 45, 7). Öyleyse bu iyilik ondan beklenmektedir. “Kuluna barış isteyen Yahve büyüktür” (Mzm. 35, 27). İsrail’i (Say. 6, 26), insanları (Mzm. 29, 11), Davut’un evini (1. Kr. 2, 33), kahinliği de kutsar (Mal. 2, 5). Ona güven duyan herkes rahatça uyuyabilirler (Mzm. 4, 9;Yşa: 26, 3). “Kudüs için barış dileyin! Seni sevenler güven içinde olsun!” (Mzm. 112, 6;Mzm. 126, 5; 128, 6).

“Ya Rab, huzur bağışla!”  İnsan bu lütfu dua aracılığıyla, ama aynı zamanda “adil işler” aracılığıyla da elde eder, çünkü Tanrı’nın planına göre dünyadaki barışın kurulması çabasında yer etmek zorundadır; bu ortak çaba her zaman var olagelmiş olan günah sebebiyle şüpheli durumdadır. Hakimlerin zamanında Tanrı, İsrail’in kendi günahları nedeniyle kaybettiği barışı yeniden sağlamak için, kurtarıcıları görevlendiriyor. Davut, yurdunu düşmanlardan temizlediğinde görevini yaptığını düşünüyordu (2. Sam. 7, 1). Süleyman’a ideal kral, barışçıl kral (1. Tar. 22, 9) denirdi, çünkü onun tahtta olduğu zamanlarda Kuzey ve Güney halkları kardeşçe birleşmişti (1. Kr. 5).

Rab ile barış içinde bir yaşam.

Barış İçin Savaş

a) Peygambersel savaş; Bu ideal kolayca dejenere olur ve krallar kutsal adaletin meyvesi olarak değil de, genellikle tanrısızca, siyasal antlaşmalar aracılığıyla barış peşinde koşmaya başlarlar. Asılsız şeylere dayalı bu türden işlerde sözde ilahi gücü olan bir adamın izinden gidilir, Tanrı sözü dinlenmez, daha çok şu söz esas alınır: “diş geçirecek bir şey bul” (Mi. 3, 5), tamamen günahkârca, kalıcı bir barış vaat edilir (Yer. 14, 13). 850 yılı dolaylarında, Mika’ya, Jimla’nın oğlu, bu sözde hurafelerin çarpıttığı barış gerçeğini yeniden kurmaya girişir, kelimeye asıl anlamını kazandıracaktır (1. Kr. 22,13.28). Kudüs’ün kuşatılmasının süresinde savaş çok çetin olur (Yer. 23, 9.40). Barış lütfu, günahın bastırılmasını ve ön bir cezayı gerektirir. Yeremya suçlamada bulunuyor: “Selamet yok iken onlar: Selamet, selamet, diyerek, kavmimin yarasını üstten iyi ettiler” (Yer. 6, 14). Hezekiel bağırır: “Yeter artık sıvalar! Duvar çökmeli!” (Hez. 13, 15). Ama duvar çöktükten sonra, felaketleri önseziyle bildiren kimseler, kötü yazgının kaçınılmaz olduğundan emin olarak, yeniden barış ilan ederler. Tanrı sürgündekilere şöyle söylüyor: “Sizin için düşündüklerimi ben biliyorum, kötülük düşünceleri değil, sonunuzda size ümit vermek için selamet düşünceleri” (Yer. 29, 11; 33, 9). Vahşi hayvanları yok edeceği, güven ve bereket sağlayacağı bir barış antlaşmasına varılacak (Hez. 34, 25-30); çünkü Tanrı diyor ki, “ben onlarla olacağım” (Hez. 37, 26).

b) Eskatolojik Barış:  Bu barış üzerine tartışma, peygambersel genel müjdeye bağlıdır. Eskatolojik vaazda temel bir öğe haline geldiğinde, gerçek barış dünyasal sınırlarından kurtarılır, günahkâr yaklaşımlardan arındırılır. Peygamberlerin korkutucu kehanetleri genelde bolluk ve geri kazanım vaatleriyle son bulur (Hoş. 2, 20; Amos 9, 13). Yeşaya “barış prensi”ni düşleyip duruyor (Yşa: 9, 5; bkz. Zek. 9, 9); o prens ki, “sonsuz bir barış” getirecektir (Yşa; 9, 6); yeni bir cennetin kapılarını açacaktır çünkü “kendisi barış olacaktır”(Mi. 5, 4). Doğa insana tabii olacak, ikiye ayrılmış krallık birleşecek, uluslar barış içinde olacak (Yşa. 2, 2; 11, 1; 32, 15-20;65, 25), “adil adam çiçeklenecek” (Mzm. 72, 7). Bu barış müjdesi (Na. 2, 1), Babil’den kurtuluş (Yşa: 52, 7; 55, 12), acı çeken kul tarafından gerçekleştirecektir (Yşa. 53, 5), o kul ki kendi kurbanıyla barışın bedelini duyurur. Ve bu andan sonra, “yakındakine ve uzaktakine barış! Yaralar iyileşecek” (Yşa. 57, 19). Kavmin yöneticiler barış ve adalet olacak (Yşa. 60, 17). “(Kudüs’ün) üzerinde bir nehir gibi barış ve taşan sular gibi ulusların görkemi akacaktır” (Yşa. 66, 12; 48, 18; Zek. 8, 12).

c) Son olarak bilgece düşünce gerçek barış sorununu ele alır: İman buyuruyor: “Sizi sevenlerin huzuru büyüktür, onlar için kargaşa yok” (Mzm. 119, 165); ama olaylar, intikam sorununu gündeme getirerek, bunu aşar gibi görünüyor (Mzm. 73, 3). Bu sorun, ancak mükemmel ve kişisel yaşama duyulan inançla çözülecektir (Sir. 44, 14): “Adillerin ruhları Tanrı’nın ellerindedir:. Aptalların gözüne ölü görünürler ama onlar huzur içindedirler:.” (Bil. 3, 1), yani, tüm iyiliklerin doluluğu ve mutluluk içindedirler.

III. MESİH’İN BARIŞI

Peygamberlerin ve bilginlerin umutları, Mesih İsa’nın gelişiyle gerçeklik kazanır, çünkü onda ve onun aracılığıyla günah mağlubiyete uğratılmıştır. Ama günah her adamda ölmedikçe, Rab son günde gelmedikçe, barış elde edilecek bir hikmet olarak kalacaktır. Demek ki peygamberlerin müjdesinin değeri canlı kalır: “barışı yapanlar, adaletin meyvesine barış içinde ekerler” (Yak. 3, 18;Yşa: 32, 17). İşte bu Yeni Antlaşma’ da Luka, Yuhanna, Pavlus aracılığıyla ilan edilen müjde hep böyledir.

1. İncil’in Luka bölümünde, özel bir biçimde barışçıl kralın portresini çizer. Onun doğumunda melekler Tanrı’nın sevdiği insanlara barışı müjdeledi (Lk. 2, 14). Bu mesaj şehire giren krala eşlik eden coşkulu havarilerce tekrarlandı (Lk. 19, 38); ama Kudüs’ün onu kabul etmeye niyeti yoktu (Lk. 19, 42). Barışçıl kralın dudaklarında, dünyasal barışın ilanı bir kurtuluş müjdesine dönüştü. İyi bir Yahudi olarak şöyle söylüyor İsa: “Huzur içinde gidin!”; ama bu deyişin yanında kambur bir kadını iyileştiriyor (Lk. 8, 48), tövbe eden günahkâr kadının günahlarını affediyor (Lk. 7, 50), böylece hastalığın ve günahın karşısında zaferini ilan ediyor. Havariler de İsa’da kurtuluşu öneriyorlar (Lk. 10, 59) kentlere barış dilekleriyle. Ama bu kurtuluş, bu dünyanın barışı altüst eder: “Dünyaya barış getirmeye geldiğimi mi sanıyorsunuz? Hayır, doğrusunu söyleyeyim, bölmeye geldim” (Lk. 12, 51). İsa sadece peygamberlerin sahte güvenceler hakkındaki uyarılarını da tekrarlamak istememiştir (Lk. 17, 26-36;1. Sel. 5, 3); aynı ailenin fertlerini birbirinden ayıracaktır. Bir Hristiyan şairin sözleriyle, savaşa zarar vermek için gelmemiştir, ama savaşa barış eklemeye gelmiştir; o Paskalya barışı ki, son zaferin ardından gelir (Lk. 24, 36). Havariler pax israelitica‘yı( İsrail barışı) dünyanın dört yanına yayabilmek için yola çıkarlar (Hab. İş. 7, 26; 9, 31; 15, 33); bu, dinsel anlamda pax romana‘nın(roma barışı) (Hab. İş. 24, 2) şekil değiştirmiş hali gibidir; çünkü Tanrı, kendini “herkesin Rabbi” olarak duyurarak, Mesih İsa aracılığıyla barış ilan etmiştir (Hab. İş. 10, 36).

2. Pavlus, mektuplarındaki selamlaşmalarda genelde lütuf ile barışı birleştirir, böylece onun kökenini ve sabitliğini ifade eder. Her şeyden öte barışın kurtuluş ile bağını ortaya koyar. “Bizim barışımız” olan Mesih, barışı sağlamıştır; iki halkı bir araya getirerek, onları bir beden kılmıştır (Ef. 2, 14-22). Böylece Tanrı, “Mesih’in çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerde ve gökte olan her şeyi kendisiyle barıştırmaya razı oldu” (Kol. 1, 20) Nitekim aramızda birlik bağını kuran Ruh sayesinde (Ef. 4, 3), “tek ve aynı bedende bir araya gelmiştik ve Mesih’in barışı kalplerimize hükmeder” (Kol. 3, 15). Paklanmış olan her mümin, sevgi ve esenlik kaynağı olan (2. Kor. 13, 11), onu tümüyle kutsal kılan (1. Sel. 5, 23) Tanrıyla barıştı (Rom. 5, 1). Sevgi ve sevinç gibi, barış da Ruh’ un meyvesidir (Gal. 5, 22; Rom. 14, 17), yeryüzünde başlanan sonsuz yaşamdır (Rom. 8, 6), her türlü kavrayışı aşandır (Fil. 4, 7), sıkıntılarda güçlüdür (Rom. 5, 15), insanlarla ilişkilerimizde uyum sağlayandır (1. Kor. 7, 15; Rom. 12, 18; 2. Tim 2, 22). Ve bunlar İsa’yı ölümden dirilten (İbr. 13, 20), barış Tanrı’sının Şeytan’ı yenip, her şeyi asıl haline geri dönünceye kadar:.

3. Yuhanna, barış anlamını daha derince açıklıyor. Yuhanna’ya göre, Pavlus’a göre olduğu gibi, barış İsa’nın kurbanının meyvesidir (Yuh. 16, 33). Sinoptik geleneğin aksine İsa’nın barışının bu dünyadaki barış ile bir ilgisi yoktur.

Eski Antlaşma’nın, halk arasındaki Tanrı mevcudiyetinin sınırsız iyiliği olduğunu gösterdiği gibi, Yuhanna, İsa’nın mevcudiyetinin, barışın kaynağı ve gerçeği olduğunu göstermektedir; ve bu, Yuhanna’nın perspektifinin en özel bakışıdır. Hocalarından ayrılmak üzere olan havariler hüzne boğulunca, İsa onları teselli eder: “Size kendi barışımı bırakıyorum, size kendi barışımı veriyorum” (Yuh. 14, 27). Bu barış artık onun dünyadaki mevcudiyetine değildir, dünya üzerindeki zaferine ilişkindir. Ölümü de mağlup eden İsa barışıyla birlikte Kutsal Ruh’u ve günahı alt edecek gücü de verir (Yuh. 20, 19-23).

4. Kutsal barış görüntüsü,Onu göksel Kudüs’ü (Ap. 21, 2) düşünmeye iten umuda sarsılmaz bir şekilde bağlı olan Hristiyan, “Ne mutlu barışı sağlayanlara!” diye mutluluğu (Mt. 5, 9) gerçekleştirmeye doğru yöneltmektedirler, çünkü bu, Tanrı yaşadığı gibi yaşamak, Tanrı’nın tek Oğlu olan İsa’da yaşamak demektir. Yeryüzünde tüm gücüyle bu uyumu ve huzuru kurmaya çabalar. Dünyasal barışın bu Hristiyanca politika, sahtelikten uzak olduğu sürece, etkin olarak görülmektedir. Asıl hedefine ulaşması için üç şaşmaz prensip vardır.

Sadece Mesih’in kıyamet günündeki evrensel egemenliğinin tüm evren tarafından kabul edilmesi kesin ve evrensel barışı sağlayacaktır. Sadece ırk, sınıf ve cinsiyet ayrımından uzakta yer alan Kilise (Gal. 3, 28; Kol. 3, 11) dünyadaki insanlar arasında barışın temeli, simgesi ve kökenidir; çünkü o, Mesih’in bedenidir ve Ruh’u sağlar. Son olarak, Tanrı önünde ve insanlar arasındaki adalet, barışın kaynağıdır; çünkü tüm bölünmelerin kaynağı olan günahı yok eder. Hristiyan, barışçıl niteliğini ve çabasını tek barış kaynağı olan Tanrı’yı dinleyerek sürdürecektir, tarihe hükmeden Tanrı’nın sıfatlarını kapsayan bu mezmuru söyleyerek: “Rab ne diyor? Allah’ın dediği barıştır, halkı ve sevdikleri için. Gerçek yerden filizleniyor, ve adalet gökten sarkıyor. Yahve’nin kendisi mutluluğu veriyor, toprağımız da ürününü veriyor. Adalet onun önünde yürüyecek ve onun adımları, barış yolunu çizecektir” (Mez. 85, 9-14).

Scroll to Top