DİRİLİŞ

İsa Mesih Diriliş ile tüm dünyaya kurtuluş getirdi.

DİRİLİŞ

(fr. résurrection, it. risurrezione, ing. resurrection, alm. Auferstehung)

Kutsal Kitap’taki diriliş fikri, eski yunanın ölümsüzlük fikri ile hiç bir şekilde mukayese edilemez. Grek düşüncesine göre, niteliği itibariyle bozulmaz olan insan ruhu, ölümün onu bedenin bağlarından kurtarmasından hemen sonra, ilahi ölümsüzlüğe kavuşur. Kutsal Kitab’ın düşüncesine göre ise, insan şahsiyeti, bugün içinde bulunduğu durum dolayısıyla, tümüyle Ölümün pençesi altına düşmek istidadındadır: Ruh sheol’un tutsağı olacak, bu sırada beden mezarda çürüyecektir; fakat bu durum geçici bir durum olup, insan ilahi bir lütuf sayesinde, bu durumun içinden canlı olarak yeniden fışkıracaktır, tıpkı içinde yatılan topraktan kalkıldığı gibi, tıpkı dalınmış olan uykudan uyanıldığı gibi. Eski Antlaşmada ifadesini bulan bu fikir, Mesih’in kendisinin, “ölüler arasından ilk dirilen” sıfatıyla, hayata yeniden gelmesinden itibaren hristiyan iman ve umudunun merkezi olmuştur.

Eski Antlaşma ve Diriliş

YAŞAMIN EFENDİSİ

Eski Doğu’nun doğacı dinleri, hayatın kış uykusuna girmesinden sonra ilkbahardaki dirilişinin oluşturduğu, ortak bir beşeri deneyimin dramatik bir ifadesi olan, ölen ve dirilen tanrı inancına: önemli bir yer vermekte idiler. Mısır’da Osiris, Mezopotamya’da Tammouz, Kenan’da Baal (aşağı dönemde Adonis olmuştur), bu tür tanrılardı. Bunların başlangıçta (primordial zamanda) vuku bulmuş olan dramları, doğanın devri hareketlerinde tekrarlanıp duruyordu. Ayinlerin, kutsal bir törende bunu güncelleştirmek suretiyle, kırsal ve tarımsal bölgelerin sakinleri için çok önemli olan, etkilerini yeniledikleri düşünülüyordu.

Oysa, daha başlangıçtan itibaren, Eski Antlaşma esini, bu mitoloji ile ve onunla irtibatlı ritlerle bağları koparmaktadır. Tek olan Allah yaşamın ve ölümün de tek efendisidir: “O öldürür ve o yaşatır, o sheol’e indirir ve o, oradan çıkarır” (1. Sam. 2, 6; Yas. 32, 39), çünkü o, sheol’un kendisi üzerinde de güç sahibidir (Amos, 9, 2; Mzm. 139, 8). Bu nedenle doğanın ilkbahar dirilişi onun Kelamının ve Ruhunun sonucudur (Yar. 1, 11-28; 8, 22; Mzm. 104, 29 ). Bu durum insanlar için daha da geçerlidir: onların ruhlarını çukurdan kurtaran (Mzm. 103, 4) ve onlara yaşamı geri veren (Mzm. 41, 3; 80, 19) odur; o, dostlarının ruhlarını sheol’e terketmez ve çürümeyi görmelerine izin vermez (Mzm. 16, 10).

Bu ifadeler, kuşkusuz, ölümden geçici bir korunmayı belirtmek için yapılan abartmalardır. Fakat peygamber İlyas ve Elişa tarafından yapılan diriltme mucizeleri (1. Kr. 17, 17-23; 2. Kr. 4, 33; 13, 21), Yahve’nin ölüleri de, inmiş oldukları sheol’den çağırmak suretiyle, canlandırabileceğini göstermektedir. Bu yaşama dönüşlerin kuşkusuz artık, cehennem çukurundan yaşayanların bulunduğu yeryüzüne çıkma şeklindeki mekanla ilgili düşünce dışında, ölü tanrıların mitik dirilişleri ile hiç bir ilişkisi yoktur.

ALLAH’IN HALKININ DİRİLİŞİ

İlk bir dizi metinde, bu diriliş imajı, İsrail halkının kollektif umudunu ifade etmek için kullanılmıştır. İlahi cezalara maruz kalmış olan İsrail, ölümün yolunu gözlediği bir hastaya (Yşa. 1, 5) hatta ölümün avı olmuş bir ceset gibidir. Fakat hidayete gelirse, Yahve onu hayata geri getirmez mi? “Gelin, Yahve’yi geri dönelim!: İki gün sonra bizi yeniden yaşatacaktır; üçüncü gün bizi ortaya çıkaracaktır; ve bizler onun önünde yaşayacağız” (Hoş. 6, 1).

Bu, insanların bir temennisinden ibaret değildir, çünkü profetik vaatler bunun böyle olacağını açıkça teyid etmektedirler. Sürgün sınavından sonra, kurumuş bulunan kemikler hayata getirilirmiş gibi, Allah halkını diriltecektir (Hez. 37, 1-14). Kudüs’ü uyandıracaktır ve ortasında ölü gibi yatmakta olduğu tozun içinden onu ayağa kaldıracaktır (Yşa. 51, 17; 60, 1). Ölüleri yeniden yaşatacaktır, cesetlerini ortaya çıkaracaktır, tozun içinde yatanları uyandıracaktır (Yşa. 26, 19). Bu, kuşkusuz metaforik bir dirilmedir, fakat şimdiden sheol’un kudretinden gerçek bir kurtuluştur: “Nerede veban, ey Ölüm? Sheol, nerede bulaşıcılığın?” (Hoş. 13, 14). Demek ki Allah, halkının yararına olarak ölüme galebe çalmaktadır.

İsrail’in sadık parçası bile, Yahve’nin kötülerle birlikte ölmüş ve gömülmüş Hizmetkarı gibi, bir zaman için cehennemlerin kudreti altına düşebilmiştir (Yşa. 53, 8-12). Fakat gün gelecek, yine Hizmetkar gibi, bu doğru Bakiye günlerini sürdürecek, ışığı görecek ve zaferin ganimetlerini paylaşacaktır (Yşa. 50, 10). Bu, acı çeken doğruların Savunucularının nihayet ortaya çıkıp onların davalarını ele aldığını görmelerine imkan verecek bir diriliş vaadinin, henüz gizemli, ilk bir taslağıdır (Ey. 19, 25).

BİREYSEL DİRİLİŞ

Esin, makkabe krizi sırasında bir adım daha atar. Antiyokus mezalimi ve şehadet deneyimi o zaman bireysel mükafat sorununu şiddetli bir şekilde ortaya çıkarır. Uzun zamandan beri profetik kehanetler tarafından haber verilmekte olan Allah’ın hükümranlığını ve Yücelerin Yücesinin Azizleri toplumunun nihai zaferinin beklenmesi gerektiği temel bir gerçekliktir (Dan. 7, 13-27; 2, 44). Fakat iman uğruna ölmüş azizlerin durumu ne olacaktır? Daniel’in apokalipsi şöyle cevap vermektedir: “Tozlar ülkesinde uyumakta olanlardan bir çoğu uyanacaklardır; bu kimseler ebedi hayat içindirler; ötekiler utanç, ebedi dehşet içindirler” (Dan. 12, 2). Demek oluyor ki Hezekiel ve Yeşaya 26 tarafından kullanılan diriliş imajları realist bir şekilde anlaşılmalıdır: Allah ölüleri, Ülke’ye katılsınlar diye sheol’den yukarı çıkaracaktır. Bununla beraber içine girecekleri yeni hayat şimdiki dünyadaki hayata benzer olmayacaktır: bu yaşam güzelleşmiş bir yaşam olacaktır (Dan. 12, 3). İşte geçirdikleri sınavlar sırasında şehitlere güç kaynağı ve destek olan umut budur: cismani yaşam onlardan koparılabilir. Yaratan Allah, aynı zamanda dirilten Allah’tır (2. Mak. 7, 9. 11. 22; 14, 46); buna karşı kötüler için yeniden hayata dönüş olmayacaktır (2. Mak. 7, 14).

Bu andan itibaren diriliş doktrini jüdaizmin müşterek malı olur. Her ne kadar sadukilik mezhebi eskilik kaygısı ile onu kabul etmez ise de (Hab. İş. 23, 8) ve hatta onunla ilgili olarak gülünç sorular sormak suretiyle onu alaya alırsa da (Mt. 22, 23 28) bu doktrin ferisiler tarafından öğretilmekte olduğu gibi, Henok’un Kitabı’ndan çıkmış olan mezhep (muhtemelen eski essenizm) tarafından da öğretilmektedir. Ancak bazılarının onu materiyalist bir şekilde yorumlamalarına karşı, bu kitap onu çok tinselleştirilmiş bir şekilde sunmaktadır: ölenlerin ruhu, yaşama geri dönmek için cehennemlerden dışarı çıktığında, Allah’ın “gelecek dünya” için ayırmış olduğu, şekil değiştirmiş evrene girecektir. İsa’nın ele alacağı anlayış ta budur: “Dirilişte, gökteki melekler gibi olunacaktır” (Mt. 22, 30).

YENİ ANTLAŞMA

ÖLÜLER ARASINDAN İLK  DİRİLEN

1. Başlangıç

İsa sadece sonuncu günde doğruların dirileceklerine inanıyor değildir. O, diriliş gizeminin kendisi tarafından açılışının yapılması gerektiğini bilmektedir, çünkü Allah ona yaşam ve ölüm üzerinde hükmetmek olanağını vermiştir. Peder’den almış olduğu bu iktidarı, gelip haklarında kendisine yalvarılan bir çok ölüyü hayata geri döndürmekte kullanır: Yairus’un kızı (Mk. 5, 21-42), Nain’li dulun oğlu, (Lk. 7, 11-17), dostu Lazar gibi (Yuh. 11). Peygamber mucizelerini hatırlatmakta olan bu dirilişler, tamamen başka bir nitelikte olacak kendi dirilişinin üstü örtülü şekildeki bir haberidirler.

İsa bazı açık kehanetler ilave eder: İnsan Oğlu ölecek ve üçüncü gün dirilecektir (Mk. 8, 31; 9, 31; 10, 34). Matta’ya göre, “Yunus’un işareti “budur: İnsan’ın Oğlu üç gün ve üç gece toprağın bağrında kalacaktır (Mt. 12, 40). Tapınak işareti budur: “Bu tapınağı yıkın, ben onu üç günde yeniden inşa edeceğim:.”, halbuki “İsa, kendi beden mabedinden sözediyordu” (Yuh. 2, 19 ; Mt. 26, 61). Bu, ölülerin dirilişi haberi bizzat Onikiler için anlaşılmaz bir şeydir (Mk. 9, 10); İsa’nın düşmanları için daha da böyle olup, onun mezarında bekçi bekletmek için bunu bahane ederler (Mt. 27, 63).

2. Paskalya Deneyimi

Böylece, Onikiler Kutsal Yazılardaki Diriliş haberinin her şeyden önce bizzat İsa ile alakalı olduğunu anlamamış bulunuyorlardı (Yuh. 20, 9); ve bu nedenle onun ölümü ve mezarı onları şaşkına çevirmişti (Mk. 16, 14; Lk. 24, 21-24. 37; Yuh. 20, 19). Onları inanmaya, ancak paskalya deneyi sevkedebilmiştir. Boş bulunan mezar deneyi onları ikna etmek için yeterli olmaz; çünkü bu, cesedin kaldırılmış olması gibi basit bir şekilde izah edilebilirdi (Lk. 24, 11; Yuh. 20, 2): yalnızca Yuhanna hemen inanmıştır. (Yuh. 20, 8).

Fakat daha sonra Dirilenin görünmeleri birbirini izler. Pavlus tarafından belirlenen liste (1. Kor. 15, 5) ile İncil’cilerinki tam olarak biribirine uymaz; fakat sayının tam olarak ne olduğu çok önemli değildir. İsa, “bir çok günler görünür” (Hab. İş. 13, 31); başka bir yerde: anlamlı Ascension sahnesine kadar “kırk gün boyunca” (Hab. İş. 1, 3) diye belirtilir. Anlatılan şeyler bu görüntülerin somut niteliği üzerinde durmaktadırlar: görünen kimse kesinlikle Nasıralı İsa’dır; Havariler onu görürler ve ona dokunurlar (Lk. 24, 36-40; Yuh. 20, 19-29), onunla beraber yemek yerler (Lk. 24, 29 -41; 21, 9-13; Hab. İş. 10, 41).Bir hayalet gibi değil, kendi bedeniyle orada durmaktadır (Mt. 28, 9; Lk. 24, 37 ;Yuh. 20, 20-27). Bununla beraber bu beden dünyevi hayatın alışılmış şartlarına tabi değildir (Yuh. 20, 19; 20, 17). İsa halk arasındaki hayatı sırasında yaptığı hareketleri yapmakta, ve bu husus onun tanınmasına imkan vermektedir (Lk. 24, 30 ;Yuh. 21, 6. 12); ancak o şimdi, yahudi apokalipslerinin tanımladıkları görkemli durumundadır.

Halka gelince o, Istırab’a ve ölüme tanık olmuş olduğu gibi, bu görüntülere seyirci olmuş değildir. İsa, görünmelerini seçmiş olduğu tanıklara ayırmıştır (Hab. İş. 2, 32; 10, 41; 13, 31) ve bunlardan sonuncusu da Şam yolu üzerinde Pavlus olmuştur. (I. Kor. 15, 8): tanıkları, kendi Havarileri yapar. Kendini onlara gösterir, “dünyaya değil” (Yuh. 14, 22), çünkü dünya imana kapalıdır. Mezardaki bekçiler bile, gizemli teofani’den dehşete düşüp (Mt. 28, 4), Mesih’in kendisini görmezler. Bu nedenle Diriliş olayını, İsa’nın ölümden yukarı çıktığı anı, tasvir etmek imkânsızdır. Matta sadece, Kutsal Yazılardan alınma, alışılmış bir dille onu hatırlatmaya çalışmaktadır (Mt. 28, 2): yer sarsıntısı, göz kamaştıran aydınlık, Rabbin Meleği’nin görünmesi gibi:. Burada, her ne kadar hakkında uygulandıkları realitenin kendisi dille anlatılamaz olsa da yalnızca Eski Antlaşma’dan gelen ibarelerin bir fikir verebilecekleri deneyüstü bir alana girilmektedir.

Havariler ve Diriliş gücünü gösteren İsa Mesih

3. Havarisel Vaazlarda Diriliş İncil’i

Pentekost gününden itibaren, Diriliş, apostolik anlatı’nın merkezi haline gelir, çünkü o, hristiyan imanının temel konusu olarak kendini ortaya koyar (Hab. İş. 2, 22-35). Bu Paskalya müjdesi her şeyden önce, bir olaya tanıklıktır: İsa haça gerilmiş ve ölmüştür; fakat Allah onu diriltmiştir ve onun sayesinde insanlara kurtuluşu getirmektedir. Petrus’un Yahudilere iman şahadeti (Hab. İş. 3, 14) ve Yahudi Meclisinin huzurunda tanıklığı (Hab. İş. 4, 10), Filipus’un Habeşistanlı hadıma öğrettiği (Hab. İş. 8, 35), Pavlus’un yahudilere (Hab. İş. 13, 33; 17, 3) ve paganlara (Hab. İş. 17, 31) öğrettiği ve yargıçlarının önündeki tanıklığı (Hab. İş. 23, 6) budur. Bu, paskalya tecrübesinin içeriğinden başka bir şey değildir.

Bu tecrübe konusunda daima önemli bir noktaya işaret edilmektedir: onun Kutsal Yazılara uygunluğu noktasına (I. Kor. 15, 3). Bir taraftan İsa’nın dirilişi peygamberlerin vaatlerini gerçekleştirmektedir: Allah’ın sağ tarafında Mesih’in görkem içinde yüceleceği (Hab. İş. 2, 34; 13, 32), Yahve’nin Hizmetkarının ululaştırılması (Hab. İş. 4, 30; Fil. 2, 7) İnsan Oğlu’nun tahtta oturması (Hab. İş. 7, 56; Mt. 26, 64) vaatleri. Öte yandan, ortak tarihsel deneyimin ötesinde yer alan bu gizemi ifade etmek için, Kutsal Yazı’lardaki metinler, onun çeşitli cephelerine değinen bir takım deyimler içermektedirler: İsa, Allah’ın Hades’te çürümekten kurtardığı Kutsal’dır (Hab. İş. 2, 25-32; 13, 35;Mzm. 16, 8-11); o, Allah tarafından ayakları altına herşeyin serilmiş olduğu yeni Adem’dir (I. Kor. 15, 27; İbr. 1, 5-13; Mzm. 8); O, yapı yapanların beğenmedikleri, köşe taşı olmuş taştır (Hab. İş. 4, 11;Mzm. 118, 22):. Bu şekilde, yüceltilmiş Mesih, bütün Kutsal Kitabın anahtarı olarak görünmekte olup, Kutsal Kitap onunla önceden ilgilenmiştir (Lk. 24, 27. 44).

4. Dirilişin Anlamı Ve Önemi

Apostolik anlatı, Diriliş ile Kutsal Yazılar arasında bu şekilde ilişkiler kurarak, olayın teolojik bir yorumunu hazırlamaktadır. Diriliş, Peder tarafından Oğul’un yüceltilişi olarak (Hab. İş.. 2, 22; Rom. 8, 11; Yuh. 17, 1) ,vücut  bulma (incarnazione) ile başlatılan ve haçla tamamlanan kurtarma eylemi üzerine Allah’ın damgasını basmaktadır. Diriliş ile İsa, “Allah’ın kudretle donanmış Oğlu” (Rom. 1, 4; Hab. İş. 13, 33; İbr. 1, 5; 5, 5; Mzm. 2, 7), “Rab ve Mesih” (Hab. İş. 2, 36), “önder ve kurtarıcı” (Hab. İş. 5, 31), “yargıç ve yaşayanların ve ölülerin Rabbi” (Hab. İş. 10, 42; Rom. 14, 9; II. Tim. 4, 1) ilan edilmiştir. Peder’in yanına yeniden çıkan o (Yuh. 20, 17), şimdi, vaadedilmiş bulunan Ruhu insanlara verebilir (Yuh. 20, 22; Hab. İş. 2, 33). Bununla, İsa’nın yeryüzündeki yaşamın derin anlamı tümüyle açıklanmaktadır: bu yaşam, bu dünyada Allah’ın, onun sevgisinin, onun inayetinin tezahürü idi (II. Tim. 1, 10; Tit. 2, 11; 3, 4). Bu üstü örtülü bir tezahür olup, burada görkem ancak alametler altından (Yuh. 1, 11) ya da, Transfigürasyon‘da olduğu gibi, ancak kısa süreler içinde, farkedilebilmektedir (Lk. 9, 32. 35 ; Yuh. 1, 14). Şimdi İsa nihai olarak görkem içine girmiş bulunduğuna göre, tezahür, mucizelerle (Hab. İş. 3, 16) ve inanan insanlara Ruh’un bağışlanmasıyla (Hab. İş. 2, 38 ;10, 44 ) Kilise’de devam etmektedir.

Böylece, “ölüler arasından ilk doğan” (Hab. İş. 26, 23; Kol. 1, 18; Ap. 1, 5) kimse olan İsa, kefareti ödenmiş evreni oluşturan bu yeni dünyaya (Yşa: 65, 17) ilk girendir. “Görkemin Rabbi” (I. Kor. 2, 8; Yak. 2, 1; Fil. 2, 11) olarak o, insanlar için kurtuluşun sahibidir (Hab. İş. 3, 6). İlahi kudretten güç alarak, kendine kutsal bir halk yaratıp (I. Pet. 2, 9), onu kendi izinden sürükler.

II. DİRİLİŞİN KUDRETİ

İsa’nın dirilişi, her birimizin karşısına çıktığı şekliyle, kurtuluş sorununa bir çözüm getirmektedir. İmanımızın en önde gelen konusu olan Diriliş, umudumuzun temelini de oluşturmakta olup, bunun amacını belirlemektedir. İsa, “uyuyanların turfandası olarak” dirilmiştir (I. Kor. 15, 20); bu, sonuncu günde diriliş beklentimize dayanak olmaktadır. Dahası, o, kişi olarak “diriliş ve yaşam’dır; kim ona iman ederse, ölmüş te olsa, yaşayacaktır” (Yuh. 11, 25); Bu, gizemsel (sacramentali) alametler arasından kendisine erişmemizi Mesih’in mümkün kıldığı yeni yaşamın gizemine şimdiden katılmak konusundaki kesin kanaatimize dayanak olmaktadır.

1. Sonuncu Günde Diriliş

Ölülerin dirileceği konusundaki yahudi imanı, yeniden arınmışlık ve radikal bir değişime uğramışlık perspektifleri ile, Mesih tarafından benimsenmiştir (Mt. 22, 30); eğer sinoptik apokalipsin çizdiği Sonuncu Gün tablosunda (Mt. 24) bu nokta yer almıyorsa, bu bir raslantıdır. Bununla beraber bu iman kesin anlamını ancak İsa’nın kişisel dirilişinden sonra kazanmaktadır. Başlangıçtaki cemaat, bu noktada, yahudi imanına sadık kaldığı bilincini beslemektedir (Hab. İş. 23, 6; 24,15; 26, 6); fakat bundan böyle ona objektif bir temel veren şey, İsa’nın dirilmesidir: Hepimiz dirileceğiz, çünkü İsa dirilmiştir: “Mesih İsa’yı ölüler arasından dirilten kimse, sizde mesken bulmuş Ruhu ile sizlerin ölümlü bedenlerinize de hayat verecektir” (Rom. 8, 11; I. Sel. 4, 14; I. Kor. 6, 14; 15, 12-22; II. Kor. 4, 14).

Matta’nın incil’inde, İsa’nın dirilişini anlatan parça bu noktayı somut bir şekilde belirtmektedir: cehennemlere inmiş olan İsa, buradan muzaffer olarak çıktığı zaman, orada semavi sevince kavuşmalarını beklemekte olan doğrular onun için bir zafer korteji oluşturmak üzere ortaya çıkarlar (Mt. 27, 52). Dünyevi hayata bir dönüş söz konusu değildir, ve parça yalnızca garip görüntülerden söz etmektedir. Fakat bu, sonuncu günde olacak olanların simgesel bir önceden anlatımıdır. Yaşadığı sırada, İsa tarafından gerçekleştirilen mucizevi diriltmelerin de anlamı bu değil midir?

Aziz Pavlus genel dirilişin senaryosunu çok daha geliştirir: Meleğin sesi, seçilmişleri bir araya toplamak için çalınan trompet, parusia bulutları, seçilmişlerin geçit alayı:. (I. Sel. 4, 15; II. Sel. 1, 7; I. Kor. 15, 52). Bu klasik çerçeve yahudi apokalipslerinde klasik olmuştur; fakat temel olay, onun çeşitli biçimlerinden daha önemlidir. Bedenin bağlarından kurtulan insan ruhunun ölümsüzlüğe doğru yalnız başına gittiği yolundaki grek düşüncesinin aksine, hristiyan umudu kişinin bütünü ile yeniden oluşmasını kapsamaktadır; aynı zamanda bedenin tam bir değişikliğe uğrayıp, tinselleşerek, çürümez ve ölümsüz hale gelmesini de içermektedir (I. Kor. 15, 35-53). Zaten Pavlus, benimsediği bakış açısı içinde, kötülerin dirilişi sorununa değinmemektedir; İsa’nın görkem  içine girişine katılım olan doğruların dirilişinden başkasını düşünmemektedir (I. Kor. 15, 12). Bu “bedenin kurtuluşu”nu bekleyiş (Rom. 8, 23) o haldedir ki, onu ifade etmek için, hrıstiyan anlatımı, dirilişe bir tür daimi eli kulağındalık bağlamaktadır (I. Sel. 4, 17). Bununla beraber, hristiyan umudunun sabırsızlığı (II. Kor. 5, 1-10) Rabbin Gününün tarihi üzerinde boş spekülasyonları yol açmamalıdır.

Apokalipse ölülerin dirilişi ile ilgili olarak heyecan verici bir tablo çizmektedir (Ap. 20, 11-15). Ölüm ve Hades onların hepsini, gerek kötülerin, gerekse iyilerin Yargıcın önüne çıkmaları için, geri verirler. Kötüler “ikinci ölüm” içinde yok olup giderken, seçilmişler, başlangıçtaki cennet ve semavi Kudüs ile özdeşleşen değişmiş bir evrenin bağrında yeni bir yaşama girerler (Ap. 21,22). İnsan deneyiminin erişemeyeceği, ifadesi imkansız, bir realite, semboller ile ifade edilmekten başka türlü nasıl ifade edilebilir? Bu fresk  Yuhanna bölümünde yeniden ele alınmamıştır. Fakat o, İnsanın Oğluna düşen rolü özellikle belirtmekte olan iki kısa ima’nın arka planını oluşturmaktadır: onun çağırısı üzerinedir ki ölüler (Yuh. 5, 28; 6, 40. 44), kimisi ebedi hayat için, kimisi mahkumiyet için ( Yuh. 5, 29)ortaya çıkacaklardır.

2. Hristiyan Yaşamı, Öne Alınmış Diriliş

Eğer Yuhanna nihai diriliş tablosu üzerinde bu kadar az durmuşsa bunun sebebi onun, öne alınarak, içinde bulunduğumuz zamanlarda gerçekleşmiş olduğunu müşahade ediyor olmasındandır. Mezardan çıkan Lazar, İsa’nın sesiyle ölümden kurtarılmış müminleri somut bir şekilde temsil eder (Yuh. 11, 25).Bu nedenle İnsan Oğul’un dirilişi hakkındaki nutuk açık iddialar içermektedir: “Saat geliyor, ve işte oradayız, orada ölüler Allah’ın Oğlu’nun sesini işitecekler ve onu işiten bütün kimseler yaşayacaktır” (Yuh. 5, 25). Bu kesin açıklama, Yuhanna’nın birinci mektubunda “Biliyoruz ki bizler ölümden yaşama geçtik” (I. Yu. 3, 14) sözleriyle ifade edilen tecrübeyi hristiyan tecrübesini anlatır. Her kim bu yaşama sahip olursa asla Ölüm’ün pençesine düşmeyecektir (Yuh. 6, 50; 11, 26;Rom. 5, 8). Bu kesin bilgi, kuşkusuz nihai diriliş bekleyişini ortadan kaldırmamaktadır; fakat Mesih’in etki alanına girmiş bulunan bir yaşamı şimdiden güzel bir şekle sokmaktadır.

Aziz Pavlus, dirilen Mesih’in yaşamına gerçek olarak katılmak demek olan, hristiyan yaşamının paskalya niteliğini belirtmekle aynı şeyi daha önce söylemişti. Vaftiz sırasında onunla birlikte gömülen bizler, yine onunla birlikte dirildik, çünkü onu ölüler arasından dirilten Allah’ın gücüne iman ettik (Kol. 2, 12; Rom. 6, 4). O vakit içine girdiğimiz yeni yaşam dirilen onun yaşamından başka bir şey değildir (Ef. 2, 5). Gerçekten o sırada bize şöyle denmiştir: “Uyuyan sen, uyan! ölüler arasından ayağa kalk, ve Mesih seni aydınlatacaktır” (Ef. 5, 14). Bu temel kesin bilgi bütün hristiyan mevcudiyetine hükmetmektedir. Mesih’te doğmuş olan, yeni insana bundan böyle kendini kabul ettiren ahlaka bu kesin inanç hakimdir: “Mesihle birlikte dirilmiş olarak yukarıdaki, Mesih’in, Allah’ın sağında oturmuş olarak bulunduğu yerdeki, şeyleri arayın” (Kol. 3, 1). Bu kesin inanç onun umudunun da kaynağıdır. Çünkü her ne kadar hristiyan, sefalet içindeki bedeninin görkem içindeki bedene nihai olarak dönüşmesini beklemekte ise de (Rom. 8, 22; Fil. 3, 10-20), bu müstakbel durum için kendisine şimdiden pey akçesi verilmiştir (Rom. 8, 23; II. Kor. 5, 5). Onun nihai dirilişi, gizemin gizli realitesinde onun şimdiden olduğu şeyi açıkça ortaya koymaktan başka bir şey yapmayacaktır (Kol. 3, 4).

Scroll to Top