HAYAT (YAŞAM)

HAYAT (YAŞAM)

Sonsuz Yaşam

(fr. vie, it. vita, ing. life, alm. Leben)

Allah diridir, Allah bizi hazırlamış olduğu Sonsuz yaşam ülkesine çağırmaktadır. Kutsal Kitabın bir ucundan diğer ucuna kadar, bütün şekilleriyle yaşamın derin bir anlamı ve çok pak bir Allah anlamı, hayatta bize, insanın tükenmek bilmez bir ümitle, Allah’ın gizini ve cömertliğini göz önüne sermesine vasıta olan kutsal bir armağanın ardından gittiğini açıklamaktadır. Sonsuz Yaşam her birimize Allah tarafından hediye olarak verilmiştir.

I. DİRİ OLAN ALLAH

Diri olan Allah’a” seslenmek, kendini “diri olan Allah’ın hizmetkarı” olarak tanıtmak (Dan. 6, 21; I. Kr. 18, 10. 15), “diri olan Allah’ın hakkı için” yemin etmek (Hak. 8, 19; I. Sam. 19, 6) sadece İsrail’in Allah’ının güçlü ve etkili olan bir Allah olduğunu bildirmek değil, onun en çok önem verdiği adlardan birini ona vermek (Say. 14, 21; Yer. 22, 24; Hez. 5, 11), onun olağanüstü canlılığını, “yorulmayan ve bıkmayan” (Yşa. 40, 28) yokedebilen ateşliliğini, “öfkesine dayanılamayan:. ebedi Kral’ı (Yer. 10, 10), “ebetlerce kalıcı:. kurtaran ve azad eden, göklerde ve yerde alametler ve harikalar yapan” (Dan. 6, 27) kimseyi anmaktır. Kutsal Kitabın bu ad’a verdiği önem, yaşamın onun için sahip olduğu değerin işaretidir.

II. YAŞAMIN DEĞERİ

Yaşam kıymetli şeydir

Yaşam yaratılışın son aşamasında ortaya çıkıp onu tamamlamaktadır. Beşinci günde “deniz canavarları, sularda kayan ve kaynaşan canlı mahluklar” (Yar. 1, 21) ve kuşlar doğar. Yeryüzü de başka canlı varlıkları çıkarır (Yar. 1, 24). Nihayet Allah, canlıların en mükemmeli olan, insanı kendi suretinde yaratır. Ve doğan bu yaşama devamlılık ve büyüme sağlamak için ona kutsamasını armağan eder (Yar. 1, 22. 28). Bu nedenle, yaşamın eziyetli bir hizmet zamanı olmasına rağmen (Ey. 7, 1), insan onu kurtarmak için her fedakarlığa hazırdır (Ey. 2, 4). Ruhun cehennemlerdeki kaderi o derece berbat görünmektedir ki ölümü arzu etmek oncak işitilmedik ve insanı altüst eden bir felaketin tepkisi olabilmektedir (Ey. 7, 15; Yun. 4, 3). İdeal olan, “yaşayanlar diyarı” üzerinde (Mzm. 27, 13), şimdiki mevcudiyetten uzun süre yararlanmak (Vaiz 10, 7; 11, 8) ve, İbrahim gibi, “yaşlı ve günlere doymuş olarak, mutlu bir ihtiyarlıkta” ölmektir (Yar. 25, 8; 35, 29; Ey. 42, 17). Eğer şiddetle bir zürriyet arzu ediliyorsa (Yar. 15, 16; II. Kır. 4, 12-17), bunun sebebi çocukların ebeveyinlerine destek olmaları (Mzm. 127; 128) ve bir tür onların yaşamlarını uzatmalarıdır. Bu nedenle, halka açık meydanlarda ileri yaşta ihtiyarları ve genç çocukları çok sayıda görmekten zevk duyulur (Mzm. 8, 4).

 

Tanrı 'nın hepimiz için hazırladığı yer olan Sonsuz Yaşam

Yaşam kırılgan bir şeydir

Bütün canlı varlıklar, ve de insan, ancak geçici olarak yaşama sahiptirler. Bunlar, tabiaten, ölüme maruzdurlar. Gerçekten bu yaşam nefes almaya, yani iradeye bağlı olmayan ve en küçük bir şeyin söndürmeye yettiği, kırılgan bir soluğa bağlıdır . Allah vergisi olan (Yşa. 42, 5), bu soluk, “öldüren ve yaşatan” (Yas. 32, 39) ona daimi surette bağlıdır (Mzm. 104, 28). Gerçekte, yaşam kısadır (Ey. 14, 1; Mzm. 37, 36), basit bir duman (Bil. 2, 2), bir gölge (Mzm. 144, 4), bir hiçtir (Mzm. 39, 6). Ve başlangıçtan itibaren durmadan azalmış gibi görünmektedir (Yar. 47, 8). Yüz yirmi ya da yüz yıl, ve hatta yetmiş ya da seksen yıl, bir maksimum olmuşlardır (Yar. 6, 3; Sir. 18, 9; Mzm. 90, 10).

Yaşam kutsal şeydir

Her yaşam Allah’tan gelir, fakat insanın soluğu tamamen özel bir şekilde ondan gelir: ondan yaşayan bir ruh yapmak için Allah ona burun deliklerinden bir yaşam soluğu üflemiş olup (Yar. 2, 7; Bil. 15, 11) ölüm anında onu geri alır (Ey. 34, 14 :3, 19 ;Vaiz 12, 7, 3). Bu nedenle Allah insanın yaşamını himayesi altına almış ve öldürmeyi yasak etmiştir (Yar. 9, 5; Çık. 20, 13), Kayin’in öldürülmesini bile (Yar. 4, 11-15). Hayvanın yaşamında bile kutsal bir taraf vardır; insan onun etini ancak bütün kanının boşaltılmış olması şartıyla yiyebilir, çünkü “etin canı”, soluk alan canlı ruhun merkezi (Yar. 9, 4), “kandadır” (Lev. 17, 11); ve bu kan sayesindedir ki insan kurbanlarda Allah’la temasa girer.

III. YAŞAM VAATLERİ

Yaşamın Yasası

“Kimin olursa olsun, ölümünden zevk duymayan” Allah (Hez. 18, 32), insanı ölmesine izin vermek için değil, yaşaması için yaratmıştı (Bil. 1, 13 ; 2, 23); bu nedenle onun için yeryüzü cennetini ve, meyvesi onu “ebediyen yaşatacak olan ağacı” yapmıştı (Yar. 3, 22). Onu kendi yollarıyla bulmayı düşünen, günahkâr insanın yaşam ağacına yaklaşmasını yasaklamak zorunda kaldıktan sonra bile, Allah insana yaşam sağlamaktan vazgeçmez. Oğlunun ölümüyle insana onu vermesine kadar, kavmine “yaşamın yolları“nı gösterir (Özd. 2, 19; Mzm. 16, 11; Yas. 30, 15; Yer. 21, 8).

Bu yollar Yahve’nin “yasaları ve adetleri”dir; “her kim onları uygularsa orada yaşamı bulacaktır” (Lev. 18, 5; Yas. 4, 1; Çık. 15, 26); “günlerinin sayısının tamamlandığını” görecektir (Çık. 23, 26); “günlerin ve hayatın uzunluğunu, gözlerin ışığı ve barışı” bulacaktır (Bar. 3, 14). Çünkü bu yollar adaletin yollarıdır, ve “adalet yaşama götürür” (Özd. 11, 19;  2, 19 ), “adil olan sadakati sayesinde yaşayacaktır” (Hab. 2, 4), dinsizler ise yaşam Kitabından silineceklerdir (Mzm. 69, 29). Bu yaşam uzun süre, İsrail’in umudunda, sadece yeryüzü üzerindeki bir yaşamdır, fakat onun toprağı, Yahve’nin kavmine armağan ettiği toprak olduğundan, sadık kaldığı takdirde Allah’ın ona verdiği “yaşam ve uzun günler” (Yas. 4, 40; Çık. 20, 12), dünyada eşi olmayan, “yeryüzünün tüm uluslarının mutluluğundan üstün” (Yas. 28, 1) bir mutluluğu temsil ederler.

Yaşam kaynağı, Allah

Her ne kadar tümüyle yeryüzünde yaşansa da zaten bu yaşam önce yeryüzünün zenginlikleri ile değil, Allah’a olan bağlılıkla beslenmektedir. O “diri suyun kaynağı”dır (Yer. 2, 13; 17, 13), “Sonsuz yaşam kaynağı”dır (Mzm. 36, 10;Özd. 14, 27) ve “onun sevgisi yaşamdan daha değerlidir” (Mzm. 63, 4). Bu nedenle en iyiler bütün hayatlarında onun mabedinde oturmak mutluluğunu başka her zenginliğe tercih etmekte olup, bu mabette onun yüzü önünde geçen ve onu kutlamaya vakfedilmiş tek bir gün “bin güne değer” (Mzm. 84, 11; 23, 6; 27, 4). Peygamberlere göre, yaşam, “Yahve’yi aramak“tır (Amos 5, 4 ; Hoş. 6, 1) ve tamamiyle Sonsuz Yaşam olan Mesih ile birlikte olucaklardır.

Ölümün ötesinde Sonsuz yaşam

Yeryüzünde mutlu bir yaşamdan çok, günahkâr İsrail ölümün tecrübesini yapar, fakat ölümün bağrında, Allah’ın onu yaşama çağırmakta ısrar ettiğini keşfeder. Sürgünün derinliklerinden, Hezekiel, Allah’ın “kötünün ölümünden zevk duymadığını”, fakat onu “tövbeye ve yaşamaya” çağırdığını ilan eder (Hez. 33, 11); bilir ki İsrail bir cesetler kavmidir, fakat bu kurumuş kemikler üzerine Allah’ın kendi ruhumu üfleyeceğini ve onların dirileceğini haber verir (Hez. 37, 11-14). Yine sürgünden, İkinci Yeşaya, Yahve’nin Hizmetkarını seyreder: “Kavminin günahından ötürü: diriler diyarından kesilip alınıp” (Yşa. 53, 8), “hayatını tövbe kurbanı olarak sunar” ve, ölümünün ötesinde, “zürriyetini görür ve ömrünün günlerini uzatır” (Yşa. 53, 10). Demek ki mukadder günah/ölüm ortaklığında bir çatlak kalmaktadır; insan günahlarından ötürü ölebilir ve yine de hayattan bir şey bekleyebilir, günahlarından başka bir şey için ölebilir ve, ölürken, hayatı bulabilir.

Antiyokus Epifanes’in yaptığı zalimlik, Allah’a sadık olmak için ölünebileceğini göstermek suretiyle peygamberlerin bu görüşlerini doğrulamıştır. Allah için kabul edilen bu ölüm ondan ayıramazdı, o ancak dirilişle yaşama götürebilirdi: “Allah onlara ruhu ve yaşamı geri verecektir. Onlar kurumayan hayat kaynağından içerler” (II. Mak. 7, 23. 36). İçinde uyumakta oldukları toz topraktan “onlar uyanacaklar, gök kubbesinin parıltısı gibi parlayacaklar”, onlara zulmedenler ise “ebedi dehşet içine” batacaklar (Dan. 12, 2). Bilgeliğin Kitabında, bu ümit genişlemekte ve doğruların tüm yaşamını değiştirmektedir: “dinsizler, yaşayan ölüler gibi, “doğar doğmaz yaşamaz olurlarken” (Bil. 5, 13), doğrular daha şimdiden “Allah’ın elindedirler” (Bil. 3, 1) ve ondan “izzetli krallık tacı: Sonsuz yaşam” (Bil. 5, 15) alacaklardır.

 

Sonsuz Yaşam cennetin krallığı

 

IV. MESİH İSA: BEN YAŞAMIM

Kurtarıcının gelişi ile vaatler gerçek olur.

İsa yaşamı duyurur

İsa için, yaşam değerli şeydir, “besinden de daha değerli” (Mt. 6, 25); “bir hayat kurtarmak”, sept gününden de önemlidir (Mk. 3, 4 ), çünkü “Allah ölülerin değil, yaşayanların Allah’ıdır” (Mk. 12, 27). O, sanki ölümün mevcudiyetine tahammül gösteremezmiş gibi, şifa ve hayat verir: o, orada olmuş olsaydı Lazar ölmezdi (Yuh. 11, 15. 21). Onun bu hayat vermek kudreti, günah üzerinde de kudret sahibi olduğunun (Mt. 9, 6) ve ölmeyen yaşamı “Sonsuz yaşam” getirdiğinin işaretidir (Mt. 19, 16 ; 19, 29 ). Bu hakiki yaşamdır; hatta başka şey eklemeden, denebilir ki bu “yaşam“dır (Mt. 7, 14; 18, 8). Bu nedenle, oraya girmek ve ona sahip olmak için dar yolu seçmek, bütün zenginliklerini, hatta kendi uzuvlarını ve şimdiki hayatı feda etmek gerekir (Mt. 16, 25).

Hayat İsa’dadır

Ebedi Kelam olan Mesih ebetten beri yaşama sahip bulunmakta idi (Yuh. 1, 4). Cisimleşmiş olarak o, “hayat Kelamı”dır (I. Yu. 1, 1); yaşam üzerinde tam bir malik olarak tasarruf eder (Yuh. 5, 26) ve Pederinin ona verdiği bütün kimselere (Yuh. 17, 2) onu bol bol verir (Yuh. 10, 10). O “yol, gerçek ve yaşam“dır (Yuh. 14, 6), “diriliş ve hayat”tır (Yuh. 11, 25). “Yaşamın ışığı” (Yuh. 8, 12) olan o, verdiği kimsede “ebedi hayat olarak fışkıran bir kaynak” halini alan diri bir su verir (Yuh. 4, 14). “Hayat ekmeği” olarak, onun bedenini yiyene, tıpkı kendisinin Peder sayesinde yaşadığı gibi, onun sayesinde yaşamayı ihsan eder (Yuh. 6, 27-58). Bu da imanı ortaya çıkarır  (Her kim onda yaşar ve ona iman ederse ölmeyecektir” Yuh. 11, 25), aksi halde “asla hayatı görmeyecektir” (Yuh. 3, 36); onun sözlerini kabul edip onları yerine getiren bir iman, tıpkı onun Pederine, “buyruğu Sonsuz yaşam (hayat) olduğu” için, itaat ettiği gibi (Yuh. 12, 47-50).

Yaşamın prensi, Mesih İsa

İsa ne istiyorsa, kendisi önce onu yapar; o ne haber veriyorsa, kendisi onu verir. Özgür olarak, Peder’e ve kendininkilere sevgisi dolayısıyla, koyunları için İyi Çoban olarak,”hayatını ( = ruh”unu, Yuh. 10, 11. 15. 17; I. Yu. 3, 16) verir”. Fakat bu, “onu geri almak içindir” (Yuh. 10, 17) ve, onu geri alıp, “diriltici ruh” (I. Kor. 15, 45) olduktan sonra, kendisine iman edenlerin hepsine yaşamı armağan etmek içindir. Ölen ve dirilen Mesih İsa, “yaşamın Prensidir (Hab. İş. 3, 15), Kilisenin misyonu “:bu Yaşamı, cesaretle topluma duyurmaktır” (Hab. İş. 5, 20): işte ilk hristiyan tecrübesi budur.

Mesih’te yaşamak

Ölümden yaşama bu geçiş, Mesih’e iman eden (Yuh. 5, 24) ve, “onun ölümünde vaftiz olup” (Rom. 6, 3), “ölümden geri gelerek” (Rom. 6, 13), “bundan böyle Mesih İsa’da Allah için yaşayan” (Rom. 6, 10) kimsede tekrar eder. O şimdi, Pederi ve onun gönderdiği Oğul’u, canlı bir bilgi ile, tanımaktadır ki bu ebedi yaşamdır (Yuh. 17, 3; 10, 14). Onun “yaşamı Mesih’le birlikte Allah’ta saklıdır” (Kol. 3, 3), mabedi olduğu canlı Allah’ta (II. Kor. 6, 16) O böylece eskiden yabancısı olduğu Allah’ın hayatına (Ef. 4, 18) ve dolayısıyla onun tabiatına (II. Pet. 1, 4) katılır. Mesih’ten Allah’ın Ruhunu almış olduğundan, onun kendi ruhu yaşamdır (Rom. 8, 10). O artık bedenin zorlamalarına tabi değildir; hiç bir zarara uğramadan ölümün içinden geçebilir ve ebediyen yaşayabilir (Rom. 8, 11. 38), kendisi için değil, “fakat onun için ölmüş ve dirilmiş” olan için (II. Kor. 5, 15); onun için “yaşam, Mesih’tir” (Fil. 1, 21).

Yaşam tarafından yutulan ölüm

Daha bu yeryüzünde, hristiyan ne kadar Mesih’in ölümüne katılır ve onun acılarını üzerinde taşırsa, o kadar onun yaşamı onun bedeninde tezahür eder (II. Kor. 4, 10). Gerçekten ölümlü olanın yaşam tarafından yutulması gerekir (II. Kor. 5, 4); çürüyebilir olanın ölümsüzlüğe bürünmesi gerekir, bu değişiklik, hemen herşey için, bedensel ölümü gerektirir (I. Kor. 15, 35-55). Bedensel ölüm, yaşamın bir yenilgisini işaret etmek şöyle dursun, ölümü zaferinin içine gömerek onu tesbit etmekte ve onu Allah’ta geliştirmektedir (I. Kor. 15, 54).

Apokalips şehitlerin ruhlarını şimdiden gökte görmektedir (Ap. 6, 9), Pavlus ta “Mesih’le beraber olmak” için ölmeyi temenni etmektedir (Fil. 1, 23; II. Kor. 5, 8). Demek ki, dirilişten beklenen, Mesih’le sonsuz yaşam (I. Sel. 5, 10), ölümden hemen sonra mümkündür. O vakit Allah’a benzer olunabilir ve onu, yüz yüze (I. Kor. 23, 12), olduğu gibi görmek mümkün olur (I. Yu. 3, 2), bu da ebedi hayatın esasıdır.

Bununla beraber bu yaşam tam kemalini ancak, dirilen ve yücelen beden ona katıldığı gün, “hayatımız olan Mesih” (Kol. 3, 4), “Allah’ın insanlarla beraber oturduğu” (Ap. 21, 3), içinde yaşam ırmağının fışkıracağı, yaşam ağacının büyüyeceği (Ap. 22, 1; 22, 14. 19), semavi Kudüs’te zuhur ettiğinde bulacaktır. O vakit “artık ölüm olmayacak” (Ap. 21, 4), ölüm, “ateş gölüne atılacaktır” (Ap. 20, 14). Her şeyde her şey olacak olan Allah’a (I. Kor. 15, 28) her şey tabi olacaktır. Bu, yeni bir cennet olacak, orada kutsallar, Allah’ın hayatını,  Sonsuz Yaşam olan Mesih İsa’da ebediyen tadacaklardır.

Scroll to Top