BİLGELİK

BİLGELİK

(fr. sagesse, it. sapienza, ing. wisdom, alm. Weisheit)

Bilgeliği aramak eski Doğunun bütün kültürlerinde müşterek olan bir şeydir. Mezopotamya tarafından olduğu gibi Mısır tarafından da bizlere bilgelik edebiyatı kitapları miras bırakılmıştır, ve Yedi Bilgeler eski Yunanda bir efsane idi. Bu bilgeliğin pratik bir amacı vardır: Hayatta başarılı olmak için insan ihtiyatla ve yetenekle hareket etmelidir. Bu durum, dünya üzerinde belli bir şekilde düşünmeyi gerektirir; bu, dini hususlara müracaatın dışlanmadığı (özellikle Mısırda) bir ahlakın oluşmasına da götürmektedir. VI. yüzyılın Yunanistan’ın da bu düşünce daha spekülatif bir hal alacak ve bilgelik felsefeye dönüşecektir. Ortaya çıkan bir bilimin ve gelişmekte olan tekniklerin yanı başında buna göre bilgelik önemli bir medeniyet unsuru oluşturmaktadır. Bu, eski çağın hümanizmasıdır.

Kutsal Kitap esininde, Allah’ın Sözü de bilgelik şeklini almaktadır. Bu, önemli, fakat doğru bir şekilde yorumlanması gereken bir olgudur. Gelişmesinin belli bir aşamasında, esinin hümanizmaya dönüştüğü anlamına gelmemektedir. Esin mahsulü bilgelik, beşeri bilgeliğin en iyi taraflarını içine aldığında bile, ondan başka bir mahiyettedir. Daha Eski Antlaşma’da hissedilmekte olan bu olgu Eski Antlaşma’da gözler önüne serilmektedir.

BEŞERİ BİLGELİK  ALLAH’A GÖRE BİLGELİK

Bilgeliğin İsrail’de Yerleşmesi

Yusuf (Yar. 41, 39) ve Musa’nın (Çık. 2, 10; Hab. İş. 7, 21). İstisnaları bir tarafa bırakılacak olursa, Doğunun bilgeliğiyle İsrail’in teması ancak onun Kenan diyarına yerleşmesinden sonra olmuştu ve onun, zamanın hümanizmasına geniş ölçüde açılışını görmek için krallık devrini beklemek gerekecektir. Bu noktada Süleyman öncü olmuştur: “Süleymanın bilgeliği bütün doğuluların bilgeliğinden ve Mısır’ın bütün bilgeliğinden daha büyük olmuştur (1. Kr. 5, 9-14; 10, 6 -23). Bu söz hem onun kişisel kültürüne, hem de iyi yönetme sanatına ilişkindir. İman sahibi kimseler için bu krallık bilgeliği sorun olmamaktadır: bu bilgelik, Süleymanın dua sayesinde elde etmiş olduğu bir Allah vergisidir (1. Kr. 3, 6-14). Bu, başka yerlerde de yankılarına rasladığımız iyimser bir değerlendirmedir: sarayın yazıcıları bilgelik türlerini işlerlerken (Özd. 10,22; 25,29’un eski unsurları) kutsal tarihçiler, bilgeliğini Allah’tan alan akıllı yönetici Yusuf’u överler (Yar. 41; 47).

Söz Konusu Bilgelik

Fakat bilgelik ve değişik  bilgelik vardır. Gerçek olanı Allah’tan gelir. İnsana “iyiyi kötüden ayırdetmeye muktedir bir yürek” veren odur (1. Kr. 3, 9). Fakat bütün insanlar, ilk ataları gibi, bu ilahi ayrıcalığı gaspetmek, “iyi ve kötü bilgisini” kendi güçleri ile elde etmek eğilimindedirler (Yar. 3, 5). Bu, Yılanın hilesinin insanları ona yönelttiği aldatıcı bir bilgeliktir (Yar. 3, 1). Bu, her şeyi beşeri görüşlere göre yargılayan ve “Yahve”nin Yasasını yalana döndüren” (Yer. 8, 8) yazıcıların, tamamen beşeri bir siyaset güden kraliyet danışmanlarının (Yşa: 29, 15) bilgeliğidir. Peygamberler bu bilgeliğe karşı çıkarlar: “Vay haline kendi gözlerinde bilge olanların, kendilerini dirayetli görenlerin ” (Yşa: 5, 21). Allah onların bilgeliklerini kısa süreli yapacaktır (Yşa. 29, 14). Yahve’nin Sözünü hor gördükleri için tuzağa yakalanacaklardır (Yer. 8, 9). Çünkü bu Söz gerçek bilgeliğin tek kaynağıdır. Bu bilgeliği, yolunu şaşırmış zihinler cezadan sonra öğreneceklerdir (Yşa. 29, 24). “Son zamanlarda” hüküm sürecek olan, Davud’un oğlu kral ona tümüyle sahip olacak, fakat onu Yahve’nin Ruhundan alacaktır (Yşa. 11, 2). Böylece peygamberlerin öğretisi kendi kendine yeterlik iddiasındaki bir hümanizma eğilimini reddetmektedir: “insanın selameti yalnız Allah’tan gelir.

Gerçek Bilgeliğe Doğru

Kudüs’ün yıkılışı peygamberlerin tehditlerini doğrular: demek ki kraliyet danışmanlarının sahte bilgeliği ülkeyi felakete götürmüştür! Tereddütler böylece dağıldıktan sonra, İsrail’de hakiki bilgelik serbestçe gelişebilecektir. Temeli, İsrail’i yegane bilgelik sahibi ve akıllı kavim yapan ilahi Yasa olacaktır (Yas. 4, 6). Yahve korkusu onun prensibini ve tacını oluşturur (Özd. 9, 10; Sir. 1, 14-18; 19, 20). Hiç bir zaman bu dini bilgeliğin perspektiflerinden ayrılmaksızın, esin sahibi yazıcılar bundan böyle insan düşüncesinin onlara sunabileceği her iyi şeyi ona dahil edeceklerdir. Sürgünden sonra yayınlanan ya da vücuda getirilen bilgelik edebiyatı bu çabanın ürünüdür. Kibirli iddialarından kurtulan, hümanizma onda, imanın ışığı altında gelişecektir.

HİKMETİN ÇEŞİTLİ CEPHELERİ

Bir İyi Yaşama Sanatı

Kutsal Kitabın bilgesi doğaya ait şeylere ilgi duyar (1. Kr. 5, 13). Onlara hayrandır, ve imanı ona bu şeylerde Allah’ın kudretli elini görmesini öğretir (Ey. 36, 22 ; 37, 18; 38 ,41; Sir. 42, 15 ; 43, 33). Fakat her şeyden önce, gerçek mutluluğu elde etmek için yaşamını nasıl yöneteceği bilmekle meşguldür. Sanatında uzman olan her insan da zaten bilge ismine layıktır (Yşa: 40, 20; Yer. 9, 16; 1. Tar. 22, 15); en mükemmel bilge, iyi yaşamak sanatında uzman olan kişidir. Çevresindeki dünyaya bilinçli ve gerçekçi bir göz atar; onun eksikliklerini bilir ve bu, onun bunları onayladığı anlamına gelmez (Özd. 13, 7; Sir. 13, 21). Bir psikolog olarak, insan yüreğinde neyin saklı olduğunu bilir ve bu, onun için sevinç veya üzüntü olur (Özd. 13, 12; 14, 13; Vaiz 7, 26). Fakat bu gözlemci rolü ile yetinmez. Doğuştan bir eğitimci olarak, kendi şakirtlerine bir yol çizer: ihtiyat, isteklerde kanaatkarlık, çalışma, alçakgönüllülük, ağırbaşlılık, ölçülülük, sözüne sadakat. On Emir’ de bütün ahlak bu uyarılarda yer alır. Tesniye’nin ve peygamberlerin sosyal anlayışı ona sadaka ile ilgili uyarılar (Sir. 7, 32; Tob. 4, 7-11), adalete saygı (Özd. 11, 1; 17, 15), yoksullara sevgi (Özd. 14, 31; 17, 50; Sir. 4, 1-10) telkin eder. Kanaatlerini desteklemek için tecrübeye, özellikle yaşlıların tecrübelerine başvurur; fakat onun derin ilhamı tecrübenin daha yukarısından gelmektedir. Bilgeliği çetin bir çaba bahasına elde etmiş olarak, hiç bir şeyi onu başkalarına nakletmekten çok arzu etmez (Sir. 51, 13-30), ve şakirtlerini onun zor eğitimine cesaretle katlanmaya davet eder (Sir. 6, 18-37).

Varoluş Üzerinde Düşünme

İsrailli bilgelik hocasından, insan üzerinde, onun mahiyeti, melekeleri üzerinde metafizik nitelikte bir düşünce beklememek gerekir. Buna karşılık, mevcudiyet içindeki durumu hakkında keskin bir hisse sahiptir ve kaderini dikkatle inceler. Peygamberler özellikle, Allah’ın kavminin, kavim olarak, kaderi ile ilgilenmekteydiler. Hezekiel‘in kişisel sorumluluk hakkındaki metinleri bunun istisnaları olarak görünmektedir (Hez. 14, 12-20; 18 ; 33, 10-20). Antlaşmanın kavminin global kaderine dikkat göstermeyi elden bırakmaksızın (Sir. 44, 50; 36, 1-17; Bil. 10 ,12; 15,  19), Bilgeler özellikle bireylerin yaşamına ilgi gösterirler. İnsanın büyüklüğüne olduğu gibi (Sir. 16, 24; 17, 14) onun sefaletine (Sir. 40, 1-11), yalnızlığına (Ey. 6, 11-30; 19, 13-22), acı (Ey. 7; 16) ve ölüm (Vaiz 3; Sir. 41, 14) karşısındaki sıkıntısına, hayatının onda bıraktığı hiçlik duygusuna (Ey. 14, 1-12; 17; Vaiz 1, 48; Sir. 18, 8-14), ona anlaşılmaz (Ey. 10) ya da orada yok (Ey.23 ; 30, 20-23) gibi görünen Allah karşısındaki kaygısına karşı duyarlıdırlar. Bu perspektif içinde ödüllendirme sorunu ele alınmazlık edemez, çünkü geleneksel görüşler hakkı teslim etmemeye varmaktadır (Ey. 8, 22-24; 21, 7-26 ; Vaiz 7, 15; 8, 14; 9, 2). Fakat sorunun, çok düş kırıklığına uğratıcı olan, dünyevi ödülün ötesinde, dirilişe (Dan. 12, 2) ve ebedi yaşama (Bil. 5, 15) iman ile çözülmesi için uzun yüzyıllar gerekecektir.

Bilgelik ve Esinleme

İnsan tecrübesine ve düşüncesine bu kadar geniş bir yer ayıran bilgelerin öğretisi kuşkusuz ki, peygamberlerin, kendilerinin de bilincinde oldukları ilahi bir ilhamdan gelen, Sözünden daha başka bir türdendir. Bu durum onun, sorunlar üzerine, uzun düşüncelerin mahsulü olan (Sir. 39, 1) Kutsal Yazıların ışığını tutarak, doktrini de geliştirmesine engel olmamaktadır. Peygamberlik ve bilgelik, geleceğin gizemlerini açıklama konusunda, apokaliptik tür içinde birleşmektedirler. Eğer Daniel “ilahi gizemleri açıklıyor” ise (Dan. 2, 28-47) bu, hiç te beşeri bilgelik sayesinde olmayıp (Dan. 2, 30), onda mukim bulunan, ilahi Ruhun ona üstün bir bilgelik vermesindendir (Dan. 5, 11- 14). Eski Antlaşma’nın dinsel bilgeliği burada, eski İsrail geleneğinin daha önce anlamlı bir örneğini vermiş olduğu, karakteristik bir şekil almaktadır (Yar. 41, 38). Bilge burada, peygamberle eşit derecede, Allah tarafından esinlenmiş gibi görünmektedir.

Kutsal Kitap'ta Bilgelik tarif ediliyor.

ALLAH’IN BİLGELİĞİ

Kişileşmiş Bilgelik

Sürgün sonrası yazıcılarında bilgeliğe öyle bir saygı vardır ki bu kimseler ona daha büyük bir hacim kazandırmak için onu kişileştirmek isterler (Özd. 14, 1). O, doyumsuzlukla aranan bir sevgilidir (Sir. 14, 22), koruyucu bir anne (Sir. 14, 26) ve besleyen bir gelindir (Sir. 15, 2), evi Ölümün giriş odası olan Delilik Kadının aksine (Özd. 9, 13-18), insanı verdiği ziyafete davet eden konuk sever bir ev sahibesidir (Özd. 9, 16).

İlahi Bilgelik

Bu kadınlı temsil sadece bir söz temsili olarak kabul edilmemelidir. İnsanın bilgeliğinin ilahi bir kaynağı vardır. Allah onu istediği kişiye nakledebilir, çünkü kendisi en mükemmel Bilgedir. Dolayısıyla kutsal yazarlar, Allah’ta, bilgeliklerinin içinden çıktığı bu Bilgeliği seyretmektedirler. Bu, ezelden ebede kadar mevcut olan ilahi bir realitedir (Özd. 8, 22-26; Sir. 24, 9). Yücelerin Yücesinin nefesi ya da Sözü gibi (Sir. 24. 3), onun ağzından çıkmış olan bu bilgelik “ilahi kudretin bir soluğu, Her şeye Kadir olanın izzetinin bir yayılışı, ebedi ışığın bir yansıması, Allah’ın etkenliğinin bir aynası, onun mükemmelliğinin bir sureti” (Bil. 7, 25) dir. O, gökte oturur (Sir. 24, 4), Allah’ın tahtını paylaşır (Bil. 9, 4), onun mahremiyeti içinde yaşar (Bil. 8,3).

Bilgeliğin Faaliyeti

Bu bilgelik faaliyetsiz bir prensip değildir. Allah’ın dünyada bütün yaptıkları ile iştirak halindedir. Yaratılış sırasında hazır olup onun yanında sevinçten coşuyordu (Özd. 8, 27-31; Sir. 24, 5), ve evreni düzenlemeye devam etmektedir (Bil. 8, 1). Bütün kurtuluş tarihi boyunca, Allah onu görevli olarak bu dünyaya göndermiştir. Bilgelik, bir yaşam ağacı gibi, İsrail’de Kudüs’e yerleşti (Sir. 24, 7-19) ve Yasa olarak somut şekilde tezahür etti (Sir. 24, 23-34). O vakitten beri insanlar arasında onlarla içli dışlı oturmaktadır (Özd. 8, 31; Bar. 3, 37). O, tarihi yöneten ilahi takdir (Bil. 10, 1;  11, 4), ve insanlara kurtuluşu sağlayan odur (Bil. 9, 18). O, yargılanacaklarını haber verdiği bön adamlara kınamalarını yöneterek (Özd. 1, 20-33), kendisinin bütün nimetlerinden faydalanmaya yanaşanları (Özd. 8, 1-36) kendi sofrasına oturmaya (Özd. 9, 4; Sir. 24, 19-22) davet ederek, peygamberlerinkine benzer bir rol oynamaktadır. Allah onun vasıtasıyla, Ruh vasıtasıyla olduğu gibi etkin olur (Sir. 9, 17); demek ki ona iyi kabul göstermekle Ruh’a itaatkar olmak tamamen aynı şeydir. Bu metinler henüz Bilgeliği Yeni Antlaşma’nın anladığı anlamda ilahi bir şahıs yapmıyorlarsa da yine de tek Allah gizemini derinliğine araştırmakta ve onun daha belirli bir açıklamasını hazırlamaktadırlar.

Bilgeliğin Armağanları

Bu bilgeliğin insanlar için her şeyden üstün bir hazine olmasında şaşılacak bir yön yoktur (Bil. 7, 7-14). Kendisi de Allah’ın bir armağanı olarak (Bil. 8, 21), bütün nimetlerin dağıtıcısı odur (Özd. 8, 21; Bil. 7, 11): hayat ve mutluluk (Özd. 3, 13-18; 8, 32-36; Sir. 14, 25-27), emniyet (Özd. 3, 21-26), inayet ve izzet (Özd. 4, 8), zenginlik ve adalet (Özd. 8, 18) ve bütün erdemler (Bil. 8, 7). İnsan onun nasıl olur da kendisine eş olması için çabalamaz (Bil. 8, 2)? Gerçekten, insanı Allah’ın dostu yapan odur (Bil. 7, 27). Onunla yakınlık Allah’ın kendisi ile yakınlıktan ayrılmaz. Yeni Antlaşma Bilgeliği, Allah’ın Oğlu ve Sözü olan, Mesihle özdeşleştirdiğinde, bu doktrinde eksiksiz bir esinin tam bir hazırlığını bulacaktır: Mesih’le birleşen insan, ilahi bilgeliğe katılmakta ve kendisini Allah’ın mahremiyetine sokulmuş görmektedir.

İSA VE BİLGELİK

Bilgelik Hocası : İsa

İsa çağdaşlarının arasında, kompleks dış görünümler altında bulunur: tövbe peygamberidir, fakat peygamberden fazlasıdır (Mt. 12, 41); Mesih’tir, fakat İnsan Oğlu’nun izzetini görmezden önce, Yahve’nin Hizmetkarının acılarına katlanacaktır (Mk. 8. 29); din bilginidir, fakat yazıcıların oldukları şekilde değil (Mk. 1, 21). Onun öğretme tarzını en iyi şekilde hatırlatan, Eski Antlaşma’nın bilgelik hocalarının tarzıdır: onların türünü memnuniyetle benimser (özdeyişler, meseller), onlar gibi yaşam kuralları verir (Mt. 5,7). Mucizevi işlerle teyid edilen bu, eşi bulunmaz, bilgelik karşısında şaşıran seyirciler yanılgıya düşmezler (Mk. 6, 2). Luka daha Mesih’in çocukluğunda bu bilgeliğe işaret eder (Lk. 2, 40. 52). İsa, kendisi, onun bir sorun ortaya koyduğunu ima eder: Güney kraliçesi, Süleyman’ın bilgeliğini dinlemek için kalktı, oysa Süleymandan daha büyüğü buradadır (Mt. 12, 42 ).

Allah’ın Bilgeliği: İsa

Gerçekte, İsa bilgelik bağışını kendininkilere kendi adına vaadeder (Lk. 21, 15). Kendi inançsız kuşağı tarafından tanınmayan, fakat Allah’a itaatkar yüreklerden iyi kabul gören İsa gizemli bir şekilde şu sonucu çıkarır: “Bilgelik kendi çocukları tarafından doğrulandı” (Lk. 7, 35; ya da “işleriyle doğrulandı”: Mt. 11, 19). Onun gizemi dilini, Eski Antlaşma ‘nın ilahi bilgeliğe izafe ettiği dile uydurduğunda daha iyi aydınlanmaktadır: “Bana gelin:. ” (Mt. 2, 28;Sir. 24, 19); “Bana gelen kimse artık aç kalmayacaktır, bana inanan kimse artık susuz kalmayacaktır” (Yuh. 6, 35; 4, 14; 7, 37; Yşa: 55, 1; Özd. 9, 16; Sir. 24, 19-22). Bu çağrılar bir bilgeden bekleneni aşmaktadır. Bunlar,Oğul’un gizemli kişiliğinin farkedilebilmesine imkan vermektedir (Mt. 11, 25). Ders, apostolik yazılarda yerini almıştır. Eğer İsa bu yazılarda “Allah’ın Bilgeliği” adını alıyorsa (1. Kor. 1, 24-30), bu, sadece onun insanlara bilgeliği vermesi sebebiyle değildir; aynı zamanda Bilgeliğin kendisi olması nedeni iledir. Bu nedenle, onun Peder nezdinde önceden mevcudiyetinden sözederken, eskiden ilahi Bilgeliği belirten terimler kullanılmaktadır: O, her yaratıktan önce ilk doğandır ve yaratılışın yapıcısıdır (Kol. 1, 15; Özd. 8, 22-31), Allah’ın izzetinin nuru ve kendi cevherinin suretidir (İbr. 1, 3; Bil. 7, 25 ). Oğul, Peder’in Bilgeliğidir, tıpkı onun Sözü de olduğu gibi. Bu kişisel Bilgelik, her ne kadar evreni yönetmekte, tarihe yön vermekte, Yasa’da ve bilgelerin öğretilerinde dolaylı şekilde tezahür etmekteydi ise de, eskiden Allah’ta saklı bulunuyordu. Şimdi, Mesih İsa’da açıklanmış bulunmaktadır. Böylece Eski Antlaşma’nın bütün metinleri kesin kapsamlarını onda bulmaktadırlar.

DÜNYANIN BİLGELİĞİ VE HRİSTİYAN BİLGELİĞİ

Dünyanın Mahkum Edilmiş Bilgeliği

Bilgeliğin bu en üstün tezahürü zamanında, peygamberlerin daha önce meydana koymuş oldukları dram yeniden canlanmıştır. Yaşayan Allah’ı tanımazlık ettiğinden beri aklını kaybeden (Rom. 1, 21; 1. Kor. 1, 21), bu dünyanın bilgeliği, insanlar “izzetin Rabbini çarmıha gerdiklerinde” akılsızlığının doruk noktasına çıkmıştır (1. Kor. 2, 8). Bu nedenle Allah, “dünyevi, hayvani, şeytani” olan (Yak. 3, 15) Bilgelerin bu bilgeliğini mahkum etmiştir (1. Kor. 1, 19; 3, 19); onu yola getirmek için, Haçın akılsızlığı ile dünyayı kurtarmaya karar vermiştir (1. Kor. 1, 17-25). Bu nedenle, kurtuluş İncili insanlara bildirildiği zaman, insanın bilgeliğine giren her şey, kültür ve güzel lisan bir yana bırakılabilir (1. Kor. 1, 17; 2, 15): Haçın akılsızlığına hile karıştırılmamalıdır.

Gerçek bilgelik

O halde gerçek bilgeliğin açıklanışı paradoksal bir şekilde olmaktadır. Bu açıklamaya bilgelikler ve akıllılar değil, küçükler mazhar olmuşlardır (Mt. 11, 25); kibirli bilgeliklileri utandırmak için, Allah dünyanın akılsız şeylerini seçmiştir (1. Kor. 1, 27). Böylece, Allah’a göre bilgelikli olabilmek için dünyanın gözünde akılsız olmak gerekmektedir (1.Kor. 3, 18). Çünkü hristiyan bilgeliği insanın çabası ile değil Peder’in esini ile iktisab edilir (Mt. 11, 25). O, başlı başına, ilahi, gizemli, insan aklının keşfetmesi imkânsız şeydir. Kurtuluşun tarihsel gerçekleşmesi ile tezahür eden bu bilgelik (Ef. 3, 10) ancak Allah’ın Ruhu vasıtası ile ona itaatkar olan insanlara iletilebilir (1. Kor. 2, 10-16; 12, 8; Ef. 1, 17).

HRISTİYAN BİLGELİĞİNİN ÇEŞİTLİ CEPHELERİ

Bilgelik ve esinleme

Hristiyan bilgeliği, yukarıda açıkladığmız şekliyle, yahudi apokalipslerine bariz benzerlikler arzetmektedir: her şeyden önce bu bilgelik yaşam kuralı değil, Allah’ın gizeminin esinlemesidir (1. Kor. 2, 6 ), Pavlus’un Allah’tan müminlere vermesini istediği ve bu kimselerin, “Ruh tarafından öğretilen bir dille” (1. Kor. 2, 13), birbirlerine öğretebilecekleri (Kol. 3, 16), dini bilginin zirvesidir (Kol. 1, 9).

Bilgelik ve Moral Yaşam

Bununla, bilgeliğin ahlaki cephesi boşaltılıp atılmış olmamaktadır. Allah’ın Bilgeliği, Mesih’in esininin ışığında, Eski Antlaşma’nın, Allah’a göre bilgeliğe bağladığı bütün hareket kuralları, aksine, tam anlamlarına kavuşmaktadırlar. Sadece apostolik görevlere girenler değil (1. Kor. 3, 10; 2. Pet. 3, 15); fakat, akılsız bakirelerin hareket tarzının değil, akıllı bakirelerinkini taklid etmesi gereken (Mt. 25, 1-12) günlük hristiyan yaşamını ilgilendirenler de (Ef. 5, 15; Kol. 4, 5). Aziz Pavlus’un, mektuplarının sonunda verdiği pratik ahlak öğütleri bu hususta eski bilgelerin öğretilerinin yerini almaktadır. Keyfiyet, bu noktada sahte bilgelik ile “yukarının bilgeliği”ni karşılaştıran Yakub’un mektubunda daha açıktır (Yak. 3, 13-17). Yakub’un mektubu eksiksiz bir ahlaki doğruluğu gerekli görmektedir. Bir taraftan bunu Allah’tan bir armağan olarak isterken, diğer taraftan da hareketlerini ona uydurmaya çabalamalıdır (Yak. 1, 5).

İşte, hümanizmanın elde ettikleri ancak bu perspektif içinde, hristiyan yaşamına ve düşüncesine dahil olabilirler. Günahkâr insan, eğer Mesih’te yeniden doğmak istiyorsa, mağrur bilgeliğiyle birlikte çarmıha gerilmesine izin vermelidir. Eğer bunu yaparsa, bütün insani çabası yeni bir anlam kazanacaktır, çünkü bu çaba Ruh’a tabi olarak cereyan edecektir.              

Scroll to Top